<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Dersimforum - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.dersimforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Dersimforum - http://www.dersimforum.com]]></description>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 23:47:08 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[TANIKLAR KOÇGİRİ KATLİAMINI ANLATIYOR !]]></title>
			<link>http://www.dersimforum.com/showthread.php?tid=1015</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 22:01:25 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Munzurcan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.dersimforum.com/showthread.php?tid=1015</guid>
			<description><![CDATA["Kadınları ve çocukları köprü altına götürüp <br />
kursuna dizdiler, yasayan canlı bırakmadılar"<br />
 <br />
Evin AYDAR<br />
 <br />
KOÇGİRİ AYAKLANMASI (1920-1921)<br />
<br />
<br />
Misto Pasa, Maciran (imranli) Çit yöresinde degirmencilikyapmaktadir. Ali Beyle musahip dir. Abdülhamit'e 1000 teneke bugday verdigi için pasalik unvani veriliyor. Kendisine kiliç hediye ediliyor. Koçgirililerin önderligini yapanlar Diyap ve Boz agalardir. Koçgiri köyleri asil yerlesim yerleridir. Bu köyde geçmiste Ermeniler yasamaktaydi. Halen kilise ve mezarliklari mevcut. Misto Pasa'nin kardesi Mahmut Bey Kizilqele'de oturmaktadir.<br />
Alisan ve Haydar beyler, Misto Pasa'nin çocuklaridir. Alisan Bey Bogazveren'de, Haydar Bey Karapar'da oturmaktadir. Isyanin önderlerinden Aliser Azgerköyündendir. O dönemdeilk kez Kürtler adina diplomasi yapan Kürt aydinidir.<br />
<br />
<br />
Misto Pasa disinda yukarida isimleri sayilanlar ve Aliser'in kardesiTuran, Kevres köyünden Taqi, Cefan köyünden Azimet, Çermisik köyünden Haci Bey, Gemecik köyünden Nuriye Keles, Qoyunqesi köyünden Kemere, Karapar köyünde bir araya gelerek, hareketin yapilip yapilmamasini tartisiyorlar. Alisan Bey ve esi Dersim'de cürler. Kisçok sert oldugu için dönemiyorlar. Devlet güçleri provokasyonla hareketin erken baslamasina neden oluyorlar. Süreç henüz kistir, hazirliksiz bir hareketi daha kolay bastiracaklarini düsünürler. Haydar Bey Martla hareketi baslatiyor. 6 Mart 1921de Imranlisehir merkezine Kürt bayragi dikiliyor. Zara'dan Imranli'ya dogru gelen Osmanli güçlerine Günde Ûeseban'da darbe vuruyorlar ve cephanelerine el koyuyorlar. Sivas'daki yönetim daha büyük bir askeri güç sevkediyor. Alisan ve Haydar Beylerin denetiminde yürütülen hareketin alani Koçgiri (Zara, imranli, Divrix, Hafiq, Kuruçay, Refaxiye ve Sariz'a kadar uzanan alandir) dir.<br />
Düzenli bir ordu yoktur. Onar, yirmiser kisilik gruplar, besli denilen silahlarla savasmaktadirlar. Gerekli silah ve cephaneleri yoktur. Dersim halki disinda bir destekleri yoktur. Savasmak isteyen insanlar silah bulamiyorlar. Savas araç ve gereçleri Osmanli ordusundan elegeçirdikleridir. Kadinlar arasinda da silah kusanip savasanlar mevcuttur.<br />
<br />
<br />
Haydar Bey ve beraberindekiler Çengelli dagina, Azimet ve Taqi beyler Çiyaye Sor'a gidiyorlar. Daha sonra Azimet Bey Türk çeteleri tarafindanöldürülür.<br />
Sadiyan asireti agasi Paso, Topal Osman güçlerini pusuya düsürüyor ve bütün cephanelerine el koyduktan sonra birakiyor.Paso daha sonra Gundebekir'a köylüleri tarafindan öldürülür. Topal Osman durumu haber alir ikinci kez yine ayni güzergahtan gelir. Kuruçay,Çit,Çengelli istikametinde ilerliyor. Taqi, Haydar Bey ve Sadi asireti mensuplari birbirlerine kirgin bir sekilde degisik yörelere gidiyorlar. Bu durum Topal Osman güçlerinin rahatlikla ilerlemesine yol açiyor. Haydar Beyin köyü Karapar'a dogru giden ve silahlanip savasmak isteyen Koçgiri, Bekiran, Gemiye, Çiçekali, Azger, Gezger, Diyar, Konagakevn köylerinin halki silahsiz ve korunmasiz bir biçimde Refaxiye tarafindan<br />
gelen Topal Osman güçlerince tümüyleöldürülür. Korku salmak için cenazeleri üst üste odun istifi gibi atilir. <br />
<br />
Sivil halk Çiyaye Sor (Kizil Dag) ve Çengelli daglarina, ormanlik alanlara siginir.Bogazveren köyü yakinlarindaki magarada 75 gün boyunca onlarca insan saklaniyor. (Her iki dag da halk tarafinda kutsal görülmektedir.) Magara, dag ve ormanlik alanlara siginamayip yakalananlarin hepsi kursunlanir, hançerlenir. Hareket bastirildiktan sonrayakalananlar, Sivas'ta yargilandi. Mahkemeler ve sürgün birbirini izledi. Halkin bir bölümüçevre Kürt illerine gitti.Köylerde tam bir soykirim uygulandi, isbirlikçi bir kaç köy disinda bütün köyler bu vahsetten nasibini alir.<br />
<br />
<br />
Koçgiri'de TC büyük bir katliam yapmistir ancak Koçgiri'nin yenilmesinin en büyük nedeni ihanet ve ulusal birligi saglayacakönderligin olmamasidir.<br />
 <br />
<br />
Halkin Yapisi:<br />
<br />
<br />
Maciran (imranli); 108 köyden olusuyor. Bunun yalnizca 8'i türkçe konusuyor. Türkçe konusan köylerin de bir kismi Sünni,bir kismi Alevidir. Kürt köylerinin tümü Alevi. Diger ilçelerde de ayni durum mevcuttur. Imranli merkezinde oturanlar, 1893 Osmanli-Rus harbinden kaçan ve Alisan Bey tarafindan buraya yerlestirilen türkçe konusan kisilerdir. Bunlar Kürtlerin bütüniyiniyetlerine, kendilerini topraklarina kabul etmelerine ragmen, daha sonra Topal Osman'in güçleriyle birlikte Kürt halkina saldirmislar ve katliamlarda rol oynamislardir. O dönem Kürtlere<br />
saldiran Sünni Türk köylerinin tümü herfirsatta Kürt Alevilerine saldirmaktadirlar, bugün tamamina yakini MHPlidir.<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
SÜRGÜN<br />
<br />
<font color="red">Sevgili Misafir . Siteden Yaralanabilmek İcin Burayi<a href="member.php?action=register"><strong>Tıkla</strong></a> Üye Ol .Forumdan Sınırsız Faydalan.</font><br />
<br />
(Resim: Dursun Kamber AKTÜRK ve EŞİ)<br />
<br />
<br />
Refaxiye beylerinden Idris ve yakinlari hangi köylerin halkinin sürgüne gönderilmesi konusundailgili birimlere gerekli bilgiyi sunuyor. Bu insanlar sürgün edildikten sonra arazilerinin tümüne sahip oluyor.<br />
Balikesir, Ivrindi, Çarklicak köyü ve çevresine Haydar Beyin yakinlarini yerlestiriyorlar. Bursa, Balikesir, Eskisehir, Konya ve Afyon sürgün yerleridir.<br />
Alisan ve Haydar Beyler 7 yil Istanbul'da sürgündekaldiktan sonra köylerine dönebiliyorlar. Taqi Bey'in çocuklari halen Kevresle, Alisan Bey 1933'de suikast Be öldürüldü. Çocuklari vetorunlari Türk metropolerineveAvrupa'ya gitier. Mahmut Bey'in akrabalari Balikesir'e sürüldü. Bir kismi halen Kizilqele'de yasamaktadir. Aliser Dersim'de hain Rayber tarafindan suikast sonucu öldürüldü. Yakinlarinin bir kismi Azger köyünde yasamaktadirlar. Tarbasii Memik yenilgiden sonra Dersim'e gitti ve suikast sonucu öldürüldü.Çocuklari halen Tarbasköyündeyasamaktadirlar. Haci Bey savasmadi.<br />
Haydar Bey yönetme yeteneginden uzak, rahatlikla kandirilabilen bir yapiya sahipti. Bu yapiya sahip olmasaydi Koçgiri'de farkli bir durum gelisebilirdi. Sürgün dönüsü imranli'da yasamini sürdürdü.<br />
<br />
<br />
Koçgiri'de halkinin özgürlügü için savasan Taqi Bey"in oglu Dursun Kamber Akturk'le ölümünden birkaç gün önce yaptigimiz röportaji oldugu gibi yayinliyoruz. Agir hasta oldugu ve zorlukla konustugu için, çok seyi anlatamadi. Savasçiydi ve kendisine Aktürk soyadini sonradan verdiler. Ancak O hiçbir zaman bunu içine sindiremedi. Bu soyadi ona Koçgiri katliamini hatirlatiyordu. Bu söyleside Kürt Alevi tarihinin karanlikta birakilan bazi noktalarina parmak bastigi inancindayiz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA["Kadınları ve çocukları köprü altına götürüp <br />
kursuna dizdiler, yasayan canlı bırakmadılar"<br />
 <br />
Evin AYDAR<br />
 <br />
KOÇGİRİ AYAKLANMASI (1920-1921)<br />
<br />
<br />
Misto Pasa, Maciran (imranli) Çit yöresinde degirmencilikyapmaktadir. Ali Beyle musahip dir. Abdülhamit'e 1000 teneke bugday verdigi için pasalik unvani veriliyor. Kendisine kiliç hediye ediliyor. Koçgirililerin önderligini yapanlar Diyap ve Boz agalardir. Koçgiri köyleri asil yerlesim yerleridir. Bu köyde geçmiste Ermeniler yasamaktaydi. Halen kilise ve mezarliklari mevcut. Misto Pasa'nin kardesi Mahmut Bey Kizilqele'de oturmaktadir.<br />
Alisan ve Haydar beyler, Misto Pasa'nin çocuklaridir. Alisan Bey Bogazveren'de, Haydar Bey Karapar'da oturmaktadir. Isyanin önderlerinden Aliser Azgerköyündendir. O dönemdeilk kez Kürtler adina diplomasi yapan Kürt aydinidir.<br />
<br />
<br />
Misto Pasa disinda yukarida isimleri sayilanlar ve Aliser'in kardesiTuran, Kevres köyünden Taqi, Cefan köyünden Azimet, Çermisik köyünden Haci Bey, Gemecik köyünden Nuriye Keles, Qoyunqesi köyünden Kemere, Karapar köyünde bir araya gelerek, hareketin yapilip yapilmamasini tartisiyorlar. Alisan Bey ve esi Dersim'de cürler. Kisçok sert oldugu için dönemiyorlar. Devlet güçleri provokasyonla hareketin erken baslamasina neden oluyorlar. Süreç henüz kistir, hazirliksiz bir hareketi daha kolay bastiracaklarini düsünürler. Haydar Bey Martla hareketi baslatiyor. 6 Mart 1921de Imranlisehir merkezine Kürt bayragi dikiliyor. Zara'dan Imranli'ya dogru gelen Osmanli güçlerine Günde Ûeseban'da darbe vuruyorlar ve cephanelerine el koyuyorlar. Sivas'daki yönetim daha büyük bir askeri güç sevkediyor. Alisan ve Haydar Beylerin denetiminde yürütülen hareketin alani Koçgiri (Zara, imranli, Divrix, Hafiq, Kuruçay, Refaxiye ve Sariz'a kadar uzanan alandir) dir.<br />
Düzenli bir ordu yoktur. Onar, yirmiser kisilik gruplar, besli denilen silahlarla savasmaktadirlar. Gerekli silah ve cephaneleri yoktur. Dersim halki disinda bir destekleri yoktur. Savasmak isteyen insanlar silah bulamiyorlar. Savas araç ve gereçleri Osmanli ordusundan elegeçirdikleridir. Kadinlar arasinda da silah kusanip savasanlar mevcuttur.<br />
<br />
<br />
Haydar Bey ve beraberindekiler Çengelli dagina, Azimet ve Taqi beyler Çiyaye Sor'a gidiyorlar. Daha sonra Azimet Bey Türk çeteleri tarafindanöldürülür.<br />
Sadiyan asireti agasi Paso, Topal Osman güçlerini pusuya düsürüyor ve bütün cephanelerine el koyduktan sonra birakiyor.Paso daha sonra Gundebekir'a köylüleri tarafindan öldürülür. Topal Osman durumu haber alir ikinci kez yine ayni güzergahtan gelir. Kuruçay,Çit,Çengelli istikametinde ilerliyor. Taqi, Haydar Bey ve Sadi asireti mensuplari birbirlerine kirgin bir sekilde degisik yörelere gidiyorlar. Bu durum Topal Osman güçlerinin rahatlikla ilerlemesine yol açiyor. Haydar Beyin köyü Karapar'a dogru giden ve silahlanip savasmak isteyen Koçgiri, Bekiran, Gemiye, Çiçekali, Azger, Gezger, Diyar, Konagakevn köylerinin halki silahsiz ve korunmasiz bir biçimde Refaxiye tarafindan<br />
gelen Topal Osman güçlerince tümüyleöldürülür. Korku salmak için cenazeleri üst üste odun istifi gibi atilir. <br />
<br />
Sivil halk Çiyaye Sor (Kizil Dag) ve Çengelli daglarina, ormanlik alanlara siginir.Bogazveren köyü yakinlarindaki magarada 75 gün boyunca onlarca insan saklaniyor. (Her iki dag da halk tarafinda kutsal görülmektedir.) Magara, dag ve ormanlik alanlara siginamayip yakalananlarin hepsi kursunlanir, hançerlenir. Hareket bastirildiktan sonrayakalananlar, Sivas'ta yargilandi. Mahkemeler ve sürgün birbirini izledi. Halkin bir bölümüçevre Kürt illerine gitti.Köylerde tam bir soykirim uygulandi, isbirlikçi bir kaç köy disinda bütün köyler bu vahsetten nasibini alir.<br />
<br />
<br />
Koçgiri'de TC büyük bir katliam yapmistir ancak Koçgiri'nin yenilmesinin en büyük nedeni ihanet ve ulusal birligi saglayacakönderligin olmamasidir.<br />
 <br />
<br />
Halkin Yapisi:<br />
<br />
<br />
Maciran (imranli); 108 köyden olusuyor. Bunun yalnizca 8'i türkçe konusuyor. Türkçe konusan köylerin de bir kismi Sünni,bir kismi Alevidir. Kürt köylerinin tümü Alevi. Diger ilçelerde de ayni durum mevcuttur. Imranli merkezinde oturanlar, 1893 Osmanli-Rus harbinden kaçan ve Alisan Bey tarafindan buraya yerlestirilen türkçe konusan kisilerdir. Bunlar Kürtlerin bütüniyiniyetlerine, kendilerini topraklarina kabul etmelerine ragmen, daha sonra Topal Osman'in güçleriyle birlikte Kürt halkina saldirmislar ve katliamlarda rol oynamislardir. O dönem Kürtlere<br />
saldiran Sünni Türk köylerinin tümü herfirsatta Kürt Alevilerine saldirmaktadirlar, bugün tamamina yakini MHPlidir.<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
SÜRGÜN<br />
<br />
<font color="red">Sevgili Misafir . Siteden Yaralanabilmek İcin Burayi<a href="member.php?action=register"><strong>Tıkla</strong></a> Üye Ol .Forumdan Sınırsız Faydalan.</font><br />
<br />
(Resim: Dursun Kamber AKTÜRK ve EŞİ)<br />
<br />
<br />
Refaxiye beylerinden Idris ve yakinlari hangi köylerin halkinin sürgüne gönderilmesi konusundailgili birimlere gerekli bilgiyi sunuyor. Bu insanlar sürgün edildikten sonra arazilerinin tümüne sahip oluyor.<br />
Balikesir, Ivrindi, Çarklicak köyü ve çevresine Haydar Beyin yakinlarini yerlestiriyorlar. Bursa, Balikesir, Eskisehir, Konya ve Afyon sürgün yerleridir.<br />
Alisan ve Haydar Beyler 7 yil Istanbul'da sürgündekaldiktan sonra köylerine dönebiliyorlar. Taqi Bey'in çocuklari halen Kevresle, Alisan Bey 1933'de suikast Be öldürüldü. Çocuklari vetorunlari Türk metropolerineveAvrupa'ya gitier. Mahmut Bey'in akrabalari Balikesir'e sürüldü. Bir kismi halen Kizilqele'de yasamaktadir. Aliser Dersim'de hain Rayber tarafindan suikast sonucu öldürüldü. Yakinlarinin bir kismi Azger köyünde yasamaktadirlar. Tarbasii Memik yenilgiden sonra Dersim'e gitti ve suikast sonucu öldürüldü.Çocuklari halen Tarbasköyündeyasamaktadirlar. Haci Bey savasmadi.<br />
Haydar Bey yönetme yeteneginden uzak, rahatlikla kandirilabilen bir yapiya sahipti. Bu yapiya sahip olmasaydi Koçgiri'de farkli bir durum gelisebilirdi. Sürgün dönüsü imranli'da yasamini sürdürdü.<br />
<br />
<br />
Koçgiri'de halkinin özgürlügü için savasan Taqi Bey"in oglu Dursun Kamber Akturk'le ölümünden birkaç gün önce yaptigimiz röportaji oldugu gibi yayinliyoruz. Agir hasta oldugu ve zorlukla konustugu için, çok seyi anlatamadi. Savasçiydi ve kendisine Aktürk soyadini sonradan verdiler. Ancak O hiçbir zaman bunu içine sindiremedi. Bu soyadi ona Koçgiri katliamini hatirlatiyordu. Bu söyleside Kürt Alevi tarihinin karanlikta birakilan bazi noktalarina parmak bastigi inancindayiz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bu çift nasıl öldürüldü?]]></title>
			<link>http://www.dersimforum.com/showthread.php?tid=1014</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 21:58:53 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Munzurcan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.dersimforum.com/showthread.php?tid=1014</guid>
			<description><![CDATA[<font color="red">Sevgili Misafir . Siteden Yaralanabilmek İcin Burayi<a href="member.php?action=register"><strong>Tıkla</strong></a> Üye Ol .Forumdan Sınırsız Faydalan.</font><br />
<br />
ALİŞİR EFENDİ VE ZARİFE HANIM<br />
<br />
<br />
<br />
Bu çift nasıl öldürüldü?<br />
<br />
1921'den itibaren Dersim'de yaşamaya başlarlar. Dersim'deki yurtseverlerle ilişkileri iyidir. 1937'de Palaxine'de kalırlar. Düzenli olarak Seyd Rıza’yla görüşürler. Bu çiftin çocukları olmaz. Alişer Efendi'nin kardeşinin oğlunu yanlarına getirirler, o çocuk bu aileye ait olan hayvanlara bakıp kendilerine yardımcı olur. Seyd Rıza’yla son görüşmelerinde Gogene'de bir araya gelirler. Seyd Rıza'nın yemek yediği sofrada yalnızca erkekler oturabilirler.Bu geleneği Zarife bozar. O erkeklerle aynı masaya oturan, Seyd Rıza’yla birlikte yemek yiyebilen tek kadındır. Son görüşme de Seyd Rıza bu çiftten Dersim'ı terk etmelerini, Dersim aşiretlerinin birliği bozduklarını, direnişçi kesimin yalnız kaldığını, T.C. yetkililerinin lider kadronun kellelerini alma düşüncesinde olduklarını, her yönüyle Dersim'ı yalnızlaştırdıklarını, yeterli cephaneye sahip olmadıklarını ve Dersim'ın durumunun dünyaca bilinmesi gerektiğini, Nuri Dersimi'yle ilişkiye girmeleri gerektiğini, Dersim dışındaki bölgeler de yaşayan Kürtlerin kendilerine yardım sunmaları gerektiğini belirtir. Bu çift Dersim'den ayrılmaları durumunda durumun yanlış anlaşılabilinecegini, kaçmakla suçlanabileceklerini, düşmanın bunu bir propaganda malzemesi olarak kullanabileceğini düşünürler ve Seyd Rıza'ya düşüncelerini aktarırlar. Seyd Rıza rahat olmalarını, Alişer'in bütün işlemlerde kendisinin imzasını kullanabileceğini belirtir. Ve Dersim'den ayrılma güzergahını belirtir. Mêras, Rewa Pile, Kerte Askirige Palanas'tan Muti'ye kadar gece yolculuk yapmaları gerekir.<br />
 <br />
<br />
Bu çiftin öldürülmesinde rol alan kişiler kimlerdi? <br />
<br />
<br />
Reyber Kopo ( Qopo ) ; Seyd Rıza'nın kardeşinin oğludur. T.C. yetkilileri kendisini satın almışlardır. Sürekli istihbarat toplar ve T.C.'ne işbirlikçi Kürt yaratmaya çalışır. <br />
<br />
<br />
Zeynel Top ; Ali Ağanın oğludur. Seyd Rıza'nın koruması altında büyür. Aileye bağlıdır. T.C.'ye bağlı kolluk kuvvetleri Sin ile Hozat arasındaki alandadırlar, bu güce 17'ci karargah tümeni adı verilir. General Kamil komutanlığı yapmaktadır. Dersim'liler tarafından T.C. güçlerine saldırılar düzenlenir. Zeynel de bu saldırılarda yer alır. Reyber Kopo Zeynel’in durumunu öğrenir. Onu korkutarak, çeşitli vaatlerde bulunarak ikna etmeye çalışır. Zeynel'e “ Durumun ordu güçlerince biliniyor. Bir şeyler yapmazsan seni af etmezler. Devlet Alişer'in peşinde. Onun ortadan kalkmasıyla Dersim'in durumu da düzelir ” der. Reyber’in amacı Zeynel'in eliyle bu çifti ortadan kaldırmaktır. Böylelikle Ab basan aşiretiyle Seyd Rıza'nın da arası açılacaktı. Ve sonuçta Zeynel'i ikna eder. Zeynel, Usê Xıdêy Murt, Efendi yê Wank ê, Mıst ê Torn ê Surê, Celoy Us ê Feri, Palaxine'de ki mağaraya doğru yola koyulurlar. <br />
<br />
<br />
İlk mermilerin hedefi Alişer'dir. Mistoy Sur ê Alişer’i öldürür. Zarife Efendi'yi vurur. Misto'yla Zarife kapışırlar. Yerde birbirlerini vurmak için uğraşırlar. Zeynel mağaraya doğru yönelir, içine girer. Alişer'in yeğenini ve yerde Mistoy'la boğuşan Zarife'yi vurur. Saldırgan guruptan biri ölmüş, iki kişi de yaralanmıştır. Zarife ve Alişer’in kafalarını keserler. Mağarayı tümden ararlar. Bu çifte ait olan değerli eşyaları, doküman -belgeleri, kitap ve defterleri de almayı ihmal etmezler. <br />
<br />
<br />
Nazmi Sevgen’in bahsettiği mektuplar ve belgeler bu mağaradan alınmıştır. Reyber Mezikê'de Zeynel'i bekler. Tilagê' ye oradan da Karargaha giderler. Üsttegmen Nazmi Sevgen kendilerini karşılar. Her iki kahramanın başı Nurettin Paşa'nın damadı Abdullah Alpdoğan'a teslim edilir. Dersim’in adını değiştirip " Tunceli " yapan da Abdullah Alpdoğan'dır. Nazmi Sevgen anıların da her şeyi açıklamaz. Hangi kirli yöntemlerle Kürtleri birbirlerine kırdırdıklarını belirtmez. Bu çifte ait olan belgeler Genel Kurmay yetkilililerine teslim edilir. Bu çift için yakılan ağıtlar ve duyulan acı hiçbir şeyi değiştirmez. Dersimliler düşmanlarını ve onların yaratabilecekleri işbirlikçileri hafife almanın sonuçlarını en ağır şekilde yaşamışlardır. Başlarına ödül konan insanlar korumasız kalırlarsa, tedbirsiz davranırlarsa elbette ki bu son kaçınılmazdır. Alişer’in bir şiiri ulusal birlik sağlanmadan başarıya ulaşamayacağımızı anlatması açısından bu gün de önemini korumaktadır. Bölge de söylenen bir cümle gerçeği tümüyle yansıtır . “Hükümetin tası dolu bal da olsa parmağını batırma! ” <br />
 <br />
“Bismillah ( tanrı adı ) diyelim Haktan inayet ( lütuf, iyilik )<br />
Ta ezel mahzarı ( şereflenme ) ihsanı ( bağış, lütuf ) Dersim<br />
Muhammedi Mustafa şahı velayet<br />
On iki imamın lisanı ( dil) Dersim<br />
 <br />
Ceddimiz ( soy ) Şeyh Hasan şahı Horasan<br />
Himmeti bizlere olmuş saye ban ( koruyan )<br />
İkilik perdesini atalım hemen<br />
Birlik makamıdır ( durulan yer, ermişlerin mezarlarının bulunduğu yer ) zamanı Dersim”<br />
<br />
 <br />
Baytar Nuri Dersimi ise Alişer'in öldürüldüğünde 75 yaşında ve çok sağlıklı bir yapıda olduğunu belirtmekte. Zarife'ye saygı duymaktadır. Onu her yönüyle takdir etmektedir. <br />
“....Alişer, kendi akrabasından Zarife adında bir kızla evlenmiştir. Zarife dahi, kocası gibi Kürt milli davasına bağlı aynı büyük amaçları takip eden eşsiz bir Kürt kızı olduğunu yaşamında doğrudan ispat etmiştir. Zarife Kürt kadınları arasında milli uyanış için eşsiz bir propagandacı olmuş ve Alişer'in milli faaliyetinde onun sağ kolu ve iş arkadaşı olmuştur. Zarife Alişer'e daima, Kürtçe arkadaş anlamına gelen heval sözüyle hitap ederdi. Ne yazık ki, duygu ve fikir itibarıyla tam bir birlik olan bu ailenin çocuğu olmamıştır. Zarife uzun boylu, iriyarı ve her konuda bir Kürt fizyonomisine sahip simasında bir erkek cesaret ve yiğitliği okunan eşsiz bir Kürt kızıydı. Her yıl Dersim'e gider, milli amaçlar hakkında nutuklar söyler ve aşiretler arasındaki çelişkileri ciddi bir hakim gibi hallederdi....” (Kürdistan Tarihinde Dersim).<br />
 <br />
“1300 senedir ehli şehavet <br />
Hem meydandadır hakkı hilafet<br />
Evladiye ettiğim biat<br />
Hakkın buda hükmü daim<br />
Süleyman namıyla Gungar ( kan içici )<br />
Müminlere yapılsın ateşten kafes<br />
Söylensin Şevket -i- ( ululuk ) hem şahı Dersim<br />
Yarab, lütfet sen bize rahim! ( esirgeyen, acıyan )<br />
Himmet-i evliya her yerde badır<br />
Kâr etmez bize cihan seran ser ( baştan başa )<br />
Ayrılsın meydana merdan ( erler, yiğitler) Dersim<br />
Yarab lütfeyle bir çarkı döndür<br />
Erkek erenleri her yere götür<br />
Evladı ve afradı ( bayanları ) hıfz ( saklama, koruma ) eyle sıtar<br />
Hem kurtarsın Ehli beyti ( Alevi’lik de kutsal kişiler ) Dersim”<br />
   <br />
Bu şiirde zulme karşı herkesin ayağa kalkmasını ve adalet için savaşmalarını ister. Ayrıca kendisine, Kürdistan halkına olan inancını dile getirir. Dersim'li cengaverlere karşı olan güvenini ve sevgisini belirtir. Allah' dan da kadın ve çocukları korumasını diler. İnançları güçlü olan bir Alevidir. Dersimlilerin “ Ehli Beyit ”i kurtaracaklarını, kurtarmaları gerektiğini belirtir. Yani Osmanlı’dan ve onun devamı olan Kongre üyelerinden Alevilere olan yaklaşımları açısından da rahatsızdır. Hem dini, hem ırki baskıyı, saygısızlığı çok net görüyor. Kimsenin Dersim’i söküp koparamadığını,teslim alamadığını belirtiyor. Dersim’e sevgi beslemek de, güvenmek de.<br />
<br />
<br />
“Nice Padişahlar geldi cihana ( dünya )<br />
İlim almak için düştü gümana ( ummak )<br />
Her bir çeşit atmış bir yana<br />
Kesilmemiş kıylü kalı ( kökünden söküp koparan )Dersim'in”<br />
<br />
Kaynak: Evin Çiçek<br />
Koçgiri Ulusal Kurtuluş Hareketi <br />
Apec Yayınları]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<font color="red">Sevgili Misafir . Siteden Yaralanabilmek İcin Burayi<a href="member.php?action=register"><strong>Tıkla</strong></a> Üye Ol .Forumdan Sınırsız Faydalan.</font><br />
<br />
ALİŞİR EFENDİ VE ZARİFE HANIM<br />
<br />
<br />
<br />
Bu çift nasıl öldürüldü?<br />
<br />
1921'den itibaren Dersim'de yaşamaya başlarlar. Dersim'deki yurtseverlerle ilişkileri iyidir. 1937'de Palaxine'de kalırlar. Düzenli olarak Seyd Rıza’yla görüşürler. Bu çiftin çocukları olmaz. Alişer Efendi'nin kardeşinin oğlunu yanlarına getirirler, o çocuk bu aileye ait olan hayvanlara bakıp kendilerine yardımcı olur. Seyd Rıza’yla son görüşmelerinde Gogene'de bir araya gelirler. Seyd Rıza'nın yemek yediği sofrada yalnızca erkekler oturabilirler.Bu geleneği Zarife bozar. O erkeklerle aynı masaya oturan, Seyd Rıza’yla birlikte yemek yiyebilen tek kadındır. Son görüşme de Seyd Rıza bu çiftten Dersim'ı terk etmelerini, Dersim aşiretlerinin birliği bozduklarını, direnişçi kesimin yalnız kaldığını, T.C. yetkililerinin lider kadronun kellelerini alma düşüncesinde olduklarını, her yönüyle Dersim'ı yalnızlaştırdıklarını, yeterli cephaneye sahip olmadıklarını ve Dersim'ın durumunun dünyaca bilinmesi gerektiğini, Nuri Dersimi'yle ilişkiye girmeleri gerektiğini, Dersim dışındaki bölgeler de yaşayan Kürtlerin kendilerine yardım sunmaları gerektiğini belirtir. Bu çift Dersim'den ayrılmaları durumunda durumun yanlış anlaşılabilinecegini, kaçmakla suçlanabileceklerini, düşmanın bunu bir propaganda malzemesi olarak kullanabileceğini düşünürler ve Seyd Rıza'ya düşüncelerini aktarırlar. Seyd Rıza rahat olmalarını, Alişer'in bütün işlemlerde kendisinin imzasını kullanabileceğini belirtir. Ve Dersim'den ayrılma güzergahını belirtir. Mêras, Rewa Pile, Kerte Askirige Palanas'tan Muti'ye kadar gece yolculuk yapmaları gerekir.<br />
 <br />
<br />
Bu çiftin öldürülmesinde rol alan kişiler kimlerdi? <br />
<br />
<br />
Reyber Kopo ( Qopo ) ; Seyd Rıza'nın kardeşinin oğludur. T.C. yetkilileri kendisini satın almışlardır. Sürekli istihbarat toplar ve T.C.'ne işbirlikçi Kürt yaratmaya çalışır. <br />
<br />
<br />
Zeynel Top ; Ali Ağanın oğludur. Seyd Rıza'nın koruması altında büyür. Aileye bağlıdır. T.C.'ye bağlı kolluk kuvvetleri Sin ile Hozat arasındaki alandadırlar, bu güce 17'ci karargah tümeni adı verilir. General Kamil komutanlığı yapmaktadır. Dersim'liler tarafından T.C. güçlerine saldırılar düzenlenir. Zeynel de bu saldırılarda yer alır. Reyber Kopo Zeynel’in durumunu öğrenir. Onu korkutarak, çeşitli vaatlerde bulunarak ikna etmeye çalışır. Zeynel'e “ Durumun ordu güçlerince biliniyor. Bir şeyler yapmazsan seni af etmezler. Devlet Alişer'in peşinde. Onun ortadan kalkmasıyla Dersim'in durumu da düzelir ” der. Reyber’in amacı Zeynel'in eliyle bu çifti ortadan kaldırmaktır. Böylelikle Ab basan aşiretiyle Seyd Rıza'nın da arası açılacaktı. Ve sonuçta Zeynel'i ikna eder. Zeynel, Usê Xıdêy Murt, Efendi yê Wank ê, Mıst ê Torn ê Surê, Celoy Us ê Feri, Palaxine'de ki mağaraya doğru yola koyulurlar. <br />
<br />
<br />
İlk mermilerin hedefi Alişer'dir. Mistoy Sur ê Alişer’i öldürür. Zarife Efendi'yi vurur. Misto'yla Zarife kapışırlar. Yerde birbirlerini vurmak için uğraşırlar. Zeynel mağaraya doğru yönelir, içine girer. Alişer'in yeğenini ve yerde Mistoy'la boğuşan Zarife'yi vurur. Saldırgan guruptan biri ölmüş, iki kişi de yaralanmıştır. Zarife ve Alişer’in kafalarını keserler. Mağarayı tümden ararlar. Bu çifte ait olan değerli eşyaları, doküman -belgeleri, kitap ve defterleri de almayı ihmal etmezler. <br />
<br />
<br />
Nazmi Sevgen’in bahsettiği mektuplar ve belgeler bu mağaradan alınmıştır. Reyber Mezikê'de Zeynel'i bekler. Tilagê' ye oradan da Karargaha giderler. Üsttegmen Nazmi Sevgen kendilerini karşılar. Her iki kahramanın başı Nurettin Paşa'nın damadı Abdullah Alpdoğan'a teslim edilir. Dersim’in adını değiştirip " Tunceli " yapan da Abdullah Alpdoğan'dır. Nazmi Sevgen anıların da her şeyi açıklamaz. Hangi kirli yöntemlerle Kürtleri birbirlerine kırdırdıklarını belirtmez. Bu çifte ait olan belgeler Genel Kurmay yetkilililerine teslim edilir. Bu çift için yakılan ağıtlar ve duyulan acı hiçbir şeyi değiştirmez. Dersimliler düşmanlarını ve onların yaratabilecekleri işbirlikçileri hafife almanın sonuçlarını en ağır şekilde yaşamışlardır. Başlarına ödül konan insanlar korumasız kalırlarsa, tedbirsiz davranırlarsa elbette ki bu son kaçınılmazdır. Alişer’in bir şiiri ulusal birlik sağlanmadan başarıya ulaşamayacağımızı anlatması açısından bu gün de önemini korumaktadır. Bölge de söylenen bir cümle gerçeği tümüyle yansıtır . “Hükümetin tası dolu bal da olsa parmağını batırma! ” <br />
 <br />
“Bismillah ( tanrı adı ) diyelim Haktan inayet ( lütuf, iyilik )<br />
Ta ezel mahzarı ( şereflenme ) ihsanı ( bağış, lütuf ) Dersim<br />
Muhammedi Mustafa şahı velayet<br />
On iki imamın lisanı ( dil) Dersim<br />
 <br />
Ceddimiz ( soy ) Şeyh Hasan şahı Horasan<br />
Himmeti bizlere olmuş saye ban ( koruyan )<br />
İkilik perdesini atalım hemen<br />
Birlik makamıdır ( durulan yer, ermişlerin mezarlarının bulunduğu yer ) zamanı Dersim”<br />
<br />
 <br />
Baytar Nuri Dersimi ise Alişer'in öldürüldüğünde 75 yaşında ve çok sağlıklı bir yapıda olduğunu belirtmekte. Zarife'ye saygı duymaktadır. Onu her yönüyle takdir etmektedir. <br />
“....Alişer, kendi akrabasından Zarife adında bir kızla evlenmiştir. Zarife dahi, kocası gibi Kürt milli davasına bağlı aynı büyük amaçları takip eden eşsiz bir Kürt kızı olduğunu yaşamında doğrudan ispat etmiştir. Zarife Kürt kadınları arasında milli uyanış için eşsiz bir propagandacı olmuş ve Alişer'in milli faaliyetinde onun sağ kolu ve iş arkadaşı olmuştur. Zarife Alişer'e daima, Kürtçe arkadaş anlamına gelen heval sözüyle hitap ederdi. Ne yazık ki, duygu ve fikir itibarıyla tam bir birlik olan bu ailenin çocuğu olmamıştır. Zarife uzun boylu, iriyarı ve her konuda bir Kürt fizyonomisine sahip simasında bir erkek cesaret ve yiğitliği okunan eşsiz bir Kürt kızıydı. Her yıl Dersim'e gider, milli amaçlar hakkında nutuklar söyler ve aşiretler arasındaki çelişkileri ciddi bir hakim gibi hallederdi....” (Kürdistan Tarihinde Dersim).<br />
 <br />
“1300 senedir ehli şehavet <br />
Hem meydandadır hakkı hilafet<br />
Evladiye ettiğim biat<br />
Hakkın buda hükmü daim<br />
Süleyman namıyla Gungar ( kan içici )<br />
Müminlere yapılsın ateşten kafes<br />
Söylensin Şevket -i- ( ululuk ) hem şahı Dersim<br />
Yarab, lütfet sen bize rahim! ( esirgeyen, acıyan )<br />
Himmet-i evliya her yerde badır<br />
Kâr etmez bize cihan seran ser ( baştan başa )<br />
Ayrılsın meydana merdan ( erler, yiğitler) Dersim<br />
Yarab lütfeyle bir çarkı döndür<br />
Erkek erenleri her yere götür<br />
Evladı ve afradı ( bayanları ) hıfz ( saklama, koruma ) eyle sıtar<br />
Hem kurtarsın Ehli beyti ( Alevi’lik de kutsal kişiler ) Dersim”<br />
   <br />
Bu şiirde zulme karşı herkesin ayağa kalkmasını ve adalet için savaşmalarını ister. Ayrıca kendisine, Kürdistan halkına olan inancını dile getirir. Dersim'li cengaverlere karşı olan güvenini ve sevgisini belirtir. Allah' dan da kadın ve çocukları korumasını diler. İnançları güçlü olan bir Alevidir. Dersimlilerin “ Ehli Beyit ”i kurtaracaklarını, kurtarmaları gerektiğini belirtir. Yani Osmanlı’dan ve onun devamı olan Kongre üyelerinden Alevilere olan yaklaşımları açısından da rahatsızdır. Hem dini, hem ırki baskıyı, saygısızlığı çok net görüyor. Kimsenin Dersim’i söküp koparamadığını,teslim alamadığını belirtiyor. Dersim’e sevgi beslemek de, güvenmek de.<br />
<br />
<br />
“Nice Padişahlar geldi cihana ( dünya )<br />
İlim almak için düştü gümana ( ummak )<br />
Her bir çeşit atmış bir yana<br />
Kesilmemiş kıylü kalı ( kökünden söküp koparan )Dersim'in”<br />
<br />
Kaynak: Evin Çiçek<br />
Koçgiri Ulusal Kurtuluş Hareketi <br />
Apec Yayınları]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ingiliz Devlet Arsivinde Dersim Jenosidi]]></title>
			<link>http://www.dersimforum.com/showthread.php?tid=1012</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 02:56:48 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Munzurcan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.dersimforum.com/showthread.php?tid=1012</guid>
			<description><![CDATA[dersimfoeum olarak elimizden geldikce sizi her konuda aydinlatmak icin arastirmalarimiza devam ediyoruz<br />
<br />
Bay Morgan`dan Bay Eden`e (24 Haziran`da alindi)No.361 <br />
<br />
Ankara-17 Haziran 1937 <br />
<br />
Efendim,<br />
16 Haziran tarihli 21 No.lu telegrafima referans olarak,simdi Türk basini,Dersim bölgesindeki son askeri operasiyonlari izledigini beyan eden bir gazeteciden gelen bir dizi telgrafi yayinlamaktadir.Iskenderun sorununun tatminkar bir çözüme kavusturuldugu bugünkü ortamda bu telegraflarin üzücü bir özelligi,bütün karisikligin"Güneyden gelen casuslar"tarafindan yaratildigi seklinde üstü kapali bir imayi içeriyor olmalaridir.Bu telegrafin çizdigi tabloda,Türklerin yöneticilik dehasi sayesinde eski yasam tarzlarindan vazgeçip asayis ve düzenin hükum sürdügü yeni bir yasama baslayan bir halkin mutlulugunu bozan bireyler vardir.2.Gazetecinin verdigi bilgilere göre,isyan,hükümeti polis karakollari kurmaktan,silahlari toplamaktan vazgeçmeye çagiran bir asiret ültimatomuyla basladi.Ültimatomdan sonra da Türk kuvvetlerinin üzerine saldirildi ve köprüler yikildi.Böylece acil ve basarili baski tedbirleri gerekli oldu.Asiler su anda kusatma altina alinmistir.5000 ölü ve yarali vermislerdir ve nihai mücadele,görünüse göre Sultanbaba Dagi`nda olacaktir.Gazetecinin ileri sürdügü iddialardan biri de,"daha önce hiçbir zaman teslim olmamis Dersimlilerin,bölgeye ne asker ne de silahla gelen yeni Genel Müfettise neden teslim olduklarini arastiran"ve Türk makamlarina aitmis süsü verilen sahte bir mektup araciligiyla isyan liderlerinin-ki gazeteciye göre bunlarin adlari Hasan Mekki ve Seyit Riza`dir -halki kandirdiklari iddiasidir. <br />
<br />
Saygilarimla<br />
James Morgan <br />
<br />
Disisleri Bakanligi 424/281 Bölüm XXXIII Sayfa.147 No.103<br />
ingliz yetkili bazi asiretlerin devletin Dersim`de yapmak istediklerine karsi çikan bir nota yazdiklarini ve daha sonrada karsi saldiriya geçdiklerini bildirmektedir.<br />
<br />
Sir P.loraine`den Bay Eden`e (23 Temmuzda alindi)No.432 <br />
<br />
Istanbul-16 Temmuz 1937 <br />
<br />
Efendim,<br />
3.Temmuz tarihli 40 No.lu raporuma referans olarak,yanimda görevli bir personelimin,Dersim bölgesinden yeni dönen ve Bayindirilik Bakanligi`nda çalisan bir müfettisle-kendisinin eski bir dostu oluyor-yaptigi ilginç bir konusmaya size iletmekten seref duyarim.2.Müfettis çarpismalarin hala sürdügünü,General Alpdogan`a ayaklanmayi bastirmasi ve Kizilbaslari pasifize etmeye yönelik idari önlemleri almasi için tam serbestlik tanindigini söyledi.General`in idari önlemleri almasi için tam serbestlik tanindigini söyledi.General`in idari kapasitesini ve basibos,ele avuca sigmaz unsurlari çekip çevirmedeki yetenegi sicak bir sekilde övdü.Müfettisin söyledigine göre;General,geçmiste Kizilbaslara karsi asiri ölçüde siddet gösterildigi,bunun sonucunda da ayaklanmalarin sürüp gittigi kanisindadir ve bu müzmin huzursuzlukta kabahat,büyük ölçüde jandarmanindir.Isyan bölgesini tümüyle isgal etmek için bu yil her hangi bir girisimde bulunulmayacaktir.Birlikler bir hatta kadar-bilirlenmemis-ilerleyecekler ve orada duracaklardir.Bu esnada Kizilbaslari kazanmak ve pasifize etmek için önlemler uygulamaya konacaktir.Gelecek yil isgal tamamlanacak ve ilerde bölgede daha az jandarma,daha fazla düzenli birlik bulundurulacaktir.Birkaç kaçinilmaz istisna disinda,su anda bile daha yumusak yöntemlere duyarlik gösteren Kizilbaslara karsi büyük birmerhametle davranilacaktir.3.Müfettis konusmasina devamla,General`in yol göstericiligi altinda,Milli Egitim ve Bayindirlik Bakanligi yetkililerince Dersim bölgesinin kalkinma ve yeniden insaasina baslandigini söyledi.Kendisi de Kizilbas isçi kullanarak köprüler insa etmekteydi.Mümkün oldugu ölçüde Kizilbas isçi kullaniliyordu,böylece Kizilbaslarin fesatlik yapma firsati kalmiyordu ve Anadolu Türkünden daha zeki,iyi ve istekli isçiler olduklarini kanitliyorlardi.Bu yöntemlerin,gelecek yil,daha fazla kan dökülmeden,bölgenin geri kalan kisminin da pasiflestirilmesini mümkün kilacagi umulmaktadir.4.çarpismalara gelince Müfettisin söyledigine göre,Türk tarafinin kayiplari Kizilbaslarin`dakinden daha agir olmustu.Kizilbaslarin pusu kurup ates açmalari sonucu Türkler büyük kayiplar vermisti. <br />
<br />
Saygilarimla<br />
Percy Loraine <br />
<br />
(Disisler Bakanligi 424/281 Bölüm XXXIII Sayfa.6 No.7) <br />
<br />
Yukaridaki belge bize çok çarpici olarak askeri harekatin 1938`de devam ettirilecegini gösteriyor.Nitekim öylede oldu.Kemalistler Dersim`de çok yönlü bir plani uyguladilar.Türk Müfettisin açikladigi diger bir gerçeklikte Türk asker kayiplarinin çok fazla oldugudur.çünkü Genelkurmay yayinlarinda kendi kayiplari sürekli çok az gösterilmistir. <br />
<br />
 <br />
<br />
Sir P.Loraine`den Bay Eden`e (8 Temmuz`da alindi)No.40 <br />
<br />
Istanbul-Temmuz 1937 <br />
<br />
Efendim,<br />
Bay Morgan`in 17 Haziran tarihli 361 No.lu raporuna referans olarak,28 Haziran`da Majesteleri`nin Trabzon Konsoloslugu`ndan gelen bir telegrafa göre,Dersim bölgesindeki ayaklanmanin artik tamamiyle bastirilmis oldugunu size bildirmekten seref duyarim.2.Bay Matthews`in güvenilir bir kaynaktan ögrendigine göre,sayisi 500 ile 600 arasinda degisen son asi gurubu da 24 Haziran`da,ya da bu tarih civarinda,Türk yetkililerle teslim olmustur.Hükümet güçlerinin kayiplarinin agir olmadigina inanilmaktadir.Fakat jandarma arasinda ve ayaklanmanin bastirilmasinda önemli bir rol oynayan hava kuvvetlerinde bir hayli kayip oldugu söylenmektedir.Atatürk`ün evlatlik kizlarindan biri ve taninmis bir havaci olan Sabiha Gökçe`nin asilerin güçlü mevzilerinden birini basariyla bombalamis oldugu bildirilince,bu haber,Türk basininda büyük bir cosku yaratti.3.Bay Mathews`a,posta ve telegraf iletisimi aksaksiz devam etmekle birlikte,isyan bölgelerinde sikiyönetimin hüküm sürdügü bildirilmistir.Teslim olan asi liderlerinin çogunun asilacagi beyan edilmistir.4.Mersin`deki ingliz Konsolos Yardimcisi`da,ayaklanmanin bastirildigi ve isyan liderlerinden çogunun teslim oldugu yolunda yerel kamuoyunda bir görüs birligin varoldugunu bildirmektedir.Önde gelen liderlerden biri,Seyit Riza,halen kaçaktir.5.Istanbul basini,Dersim bölgesinde gerçeklestirilecek reform programinin ayrintilarini yayinlamistir.Bu program,jandarma karakollari kurulmasinin yanisira,yollarin,köprülerin,okullarin ve kislalarin da yapimini öngörmektedir.Görünüse göre bir banka sisteminin kurulmasi da önerilmektedir ve Bay Catton yakin bir gelecekte is Bankasinin Dersim bölgesinde bir dizi yeni subeler açacagini ögrenmistir.Basinda ayrica,feodal sistemin lagvedilecegi ve önde gelen Kizilbas liderlerinin Türkiye`nin diger bölgelerine,uzak kesimlerine gönderilecegi yazilmaktadir. <br />
<br />
Saygilarimla<br />
Percy Lorayine<br />
<br />
(Disisler Bakanligi 424/281,Bölüm XXXIII,Sayfa 132,No.90) <br />
<br />
Sir Percy Loranine`den Bay Eden`e (28 Mayis`ta alindi)No.311 <br />
<br />
Istanbul-23 Mayis 1937 <br />
<br />
Efendim<br />
Dersim bölgesindeki karisikliklara iliskin 17 Mayis tarihli 293 No.lu ve 22 Mayis tarihli 309 No.lu raporlarima referans olarak.elçiligimizde görevli askeri atesinin konuyla ilgili bir yazisini ilisikte size sunmaktan seref duyarim.2.Binbasi Ross,bana bu yaziyi verirken dayandigi bilgilerin az oldugunu,yazida çizilen genel tablonun dogru bir tablo oldugunu,ancak ayrintili enformasiyon eksikliginden dolayi,bu tablodan çikarilacak sonuçlarin her durumda dogru olamayabilecegini söyledi.3.karisikliklarla ilgili olarak,bir istisna disinda Türk basininin tamamen sessiz kaldigini da eklemeliyim.Tek istisna "Son Telegraf"gazetesiydi,14 Mayis`ta yayinladigi bir makalede,Dogu vilayetlerinde karisiklik oldugunu belirtti.Gazete derhal kapatildi ve ancak epey bir gün geçtikten sonra yayinina tekrar baslayabildi. <br />
<br />
Saygilarimla<br />
Percy Loraine<br />
(Disisleri Bakanligi 424/281,Bölüm XXXIII,Sayfa.132 No.89) <br />
<br />
"Sir Loraine`den Bay Eden`e (28 Mayis`ta alindi)No.309<br />
Ankara-22 Mayis 1937 <br />
<br />
Efendim<br />
Dersim bölgesindeki duruma iliskin 17 Mayis tarihli 293 No.lu raporumu gönderdikten sonra,Majesteleri`nin Trabzon`daki Konsoloslugu`nda görevli Konsolos Yardimcisi`ndan bir telegraf daha aldim.15 Mayis tarihli ve telegrafta,kendisine gelen bilgilere göre,sayilarinin 1.500`ün üstünde oldugu söylenen Kizilbas asilerinin Türk kuvvetlerine ciddi kayiplar verdirmeye devam ettigi ve ellerine düsen subaylarin vücutlarini vahsice parçaladiklari söylenmektedir.Bay Falanga`nin ekledigi bir bilgide de,3.000 kisilik bir Türk kuvvetinin Erzincan`da toplandigi ve Diyarbakir`dan uçaklarin getirildigi bildirilmektedir.2.Majestlerinin Mersin`deki Konsolosunun 19 Mayis tarihli raporunda,yerel haberlere göre,hükümet güçlerinin üç Kizilbas köyünü yaktigi ve bir uçak kaybettigi,ayrica Kizilbaslarin bir Türk subayini ve yöreden askere alinan on iki yedegi esir aldigi ve katlettigi bildirilmektedir. <br />
<br />
Saygilarimla<br />
Perci Loraine <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
"Sir P.Loraine`den bay Eden e (28Mayis`ta alindi)<br />
(No:293) <br />
<br />
Ankara-17Mayis 1937 <br />
<br />
Efendim<br />
11 Mayis`ta,majestelerinin Trabzon Konsoloslugu`nda görevli Konsolos Yardimcisindan bir telegraf aldim.Bu telegrafta,iyi haber alan bir kaynaga göre son siralarda Dersim bölgesinde çok ciddi karsikliklar oldugu,bir olayda 10 civarinda subayin ve 50 askerin Kizilbas asilerince öldürüldügü ve duruma hakim olmak üzere birliklerin Erzincan`da yogunlastirildigi bildirilmektedir.2.Dersim bölgesinde yasayan Kizilbas asiretler`iyle ilgili bir rapor,Bay Morgan`ìn 24 Ekim 1934 tarihli 503 No.lu raporuna eklenmisti.Bu bölgenin(simdiki adi Tunceli)yönetimi`yle ilgili alinan önlemler 3 Ocak 1936 tarihli 6 No.lu raporumda anlatilmisti.Bu önlemlerin uygulanmaya konulmasiyla ilgili bilgiler ise,3 Nissan 1936 tarihli 172 No.lu raporumda iletilmisti.Bugünkü duruma bakilirsa,hükümet güçleri en azindan belli bir direnisle karsi karsiyadir ve içisleri Bakaninin Büyük Millet Meclisi`nde sinir bölgelerindeki kosullarla ilgili yaptigi konusma(9 Nisan tarihli 204 No.lu raporumun ekinin 2.sayfasina bakiniz)ve Dr.Aras`in bana yaptigi açiklamalar (ki bunlari Bay Rendel`e 1 Mayis tarihli mektubumda ilettim)söz konusu bölgede her seyin iyi gitmedigini dogrulamaktadir.3.ilgili Genel Müfettisligin basinda bulunan General Abdullah Alpdogan`in eli altinda hazir olarak bulunan birlik,karargahi Erzincan`da bulunan 3.Piyade Tümeni`dir(Yaklasik 2.000 kisilik hazir güç).Genelde,9.Kolordu (Karargahlari Erzurum`dadir)askerlerinden de yararlanabilecegi varsayilmaktadir,ayrica,özel olarak dag savasçilarin için yeristirilmis jandarma birliklerinden de yardim alacaktir.On gün kadar önce,Majesteleri`nin Büyükelçiligi`nde görevli hava atasesi,Hava Kuvvetleri Komutani`nin,acilen Kizilbas bölgelerine gönderilecek uçaklarla ilgilendigi için,bir ingliz firmasinin temsilcisiyle yapacagi görüsmeyi iptal ettigini ögrendi.Majesteleri`nin Mersin`deki Konsolosu`ndan bana gelen telegrafta ise,dogruluk dereceleri bilinememekle birlikte,alinan haberlere göre,Elazig bölgesinde(Elazig,Dersim bölgesinin idari merkezidir)Kizilbaslara karsi halen yirmi bombardiman uçagi kullanilmaktadir.4.Hükümet elindeki güçlere bakilirsa,Türklerin hareketi bastirmada ciddi bir zorlukla karsilasmalari ihtimal disi gözükmektedir. <br />
<br />
Saygilarimla<br />
Percy Loraine<br />
<br />
 <br />
<br />
119 No`daki kapali Evrak-Yarbay Ross`tan Bay Morgan`a ve 70 yil evel baraj plani<br />
<br />
Istanbul-5 Eylül 1938 <br />
<br />
Efendim,<br />
Görevli ateselerin 31 Agustos`ta Elazig`a yaptiklari ziyaret sirasinda,General Abdullah Alpdogan`in Tunceli bölgesi hakkinda kisa bir konusma yaptigini size bildirmekten seref duyarim.Bildiginiz gibi bu deneyimli subay,iki yildir,elinde tuttugu islevler itibariyla bölgenin hem sivil hem de askeri valisidir ve bölgedeki pasiflestirme tedbirlerinden büyük ölçüde sorumludur,karargahi Elazig`dadir.Yaptigi konusmayi ve Tunceli bölgesiyle ilgili bazi baska bilgileri asagida özetliyorum.<br />
General Abdullah Alpdogan,hem Dicle`nin hem de Firat`in kaynaginin bölgede bulunduguna isaret ederek bu durumun belli bir önem arzettigini söyledi.Yapisi nedeniyle bölge,geçmiste,dogudan göçeden nüfus akimina sahne olmustu.Türklerin kendileri de Asya`dan gelmislerdi ve Türklerle Tunceli`de yasayanlarin kökeni ayniydi.Bu yüzeysel teori sühpesiz,Türklerin ulusal asimilasiyon politikasi için uygun bir kiliftir.<br />
5 Eylül 1938 tarihli raporumda da yazdigim gibi,bu yil yürütülen askeri operasiyonlarin ikinci safhasi,geçen sene yarim kalan bir göreve,Tunceli Kizilbaslar arasinda hala görülebilen isyankar davranislari sindirme görevine ayrilmisti.Bu is için üç kolordu,bazi takviye birlikleri ve yaklasik kirk kadar uçak kullanildi.Ateslere sunulan harita ve fotograflar bölgenin ne denli daglik bir bölge oldugunu ve pasiflestirme görevinin güçlügünü göstermektedir.<br />
Ele geçmis bazi asi liderleri direnis gösterdi,muhtemelen her iki tarafta da kan döküldü ve Agustos ayinda Elazig`da Türk yaralilarinin görüldügü rapor edildi.<br />
Türklerin eylemlerinin oldukça basarili bir sekilde sonuçlandigina inaniyorum.Bir miktar ölü verilmis olabilir.Bazi Kizilbas liderlerin ve muhtemelen Kizilbas sakinlerin küçük bir bölümü Türkiye`nin baska yerlerine gönderildiler ve epey bir miktar silahla da elkondu.(basina göre 12.000 adet)Nüfusun geri kalan kismi yerel garnizonlarin denetimine birakildi ve bu garnizonlar için kritik noktalarda kisla insaasina baslandi.ayrica,iki dag piyade alayindan ve bazi topçu ünitelerinden olusan yeni bir dag tugayi kuruldu ve Mansur (veya Murat)nehrinin kaynaginda konumlandirildi.<br />
Ancak,Tunceli bölgesinin tamamen pasiflestirilmesi,Türk makamlarinin almakta oldugu önlemlerin gelismine baglidir,bölgede küçük çapta yeni karisikliklarin çikmasi ihtimalini tümüyle bir kenara atmiyorum.Türkler su anda 3 miliyon TL`lik bir yapim programina giristiler.Halen iki anayol,ki ikisi de Erzincan`i Elazig`a bagliyor,insaat halindedir.Birisi Tunceli vilayetinin Bati bölümünden,digeri de Dogu bölümünden geçmektedir.çesitli noktalarda bu iki yol yatay olarak birbirine baglanacaktir.Böylece bölgede bir ulasim agi ortaya çikacaktir.Bu ulasim aginin iki ya da üç senede tamamlanmasi beklenmektedir.Su ana kadar,toplam uzunluklari 684 metre olan dokuz adet köprüyle birlikte,420 km.lik yol yapilmistir.basina göre bölgede halen,dokuz kisla,sekiz askeri karakol,bes hükümet binasi ve doksan iki memur lojmani insa edilmistir.Ayrica telefon sistemine de 5.000 km.eklenmistir.Maresal Fevzi çakmak,bana,Mansur(veya Murat)nehrinin kaynaginda bir barajdan muhtemelen hidroelektrik enerjisi de elde edilecegini söyledi.Genel Kurmay Baskan Yardimcisina ve diger Türk subaylarina göre,son derece güzel bir yer olan Tunceli bölgesinin ilerde "ikinci bir isviçre"haline getirilmesi umulmaktadir.Ama bana kalirsa bölgenin erisilmez yapisi ve Türkiye`de seyahat eden yabancilarin karsilastiklari güçlükler,bu rüyanin gerçeklesmesini ciddi bir biçimde engelliyecektir. <br />
<br />
Saygilarimla<br />
A.Ross-Askeri Atase]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[dersimfoeum olarak elimizden geldikce sizi her konuda aydinlatmak icin arastirmalarimiza devam ediyoruz<br />
<br />
Bay Morgan`dan Bay Eden`e (24 Haziran`da alindi)No.361 <br />
<br />
Ankara-17 Haziran 1937 <br />
<br />
Efendim,<br />
16 Haziran tarihli 21 No.lu telegrafima referans olarak,simdi Türk basini,Dersim bölgesindeki son askeri operasiyonlari izledigini beyan eden bir gazeteciden gelen bir dizi telgrafi yayinlamaktadir.Iskenderun sorununun tatminkar bir çözüme kavusturuldugu bugünkü ortamda bu telegraflarin üzücü bir özelligi,bütün karisikligin"Güneyden gelen casuslar"tarafindan yaratildigi seklinde üstü kapali bir imayi içeriyor olmalaridir.Bu telegrafin çizdigi tabloda,Türklerin yöneticilik dehasi sayesinde eski yasam tarzlarindan vazgeçip asayis ve düzenin hükum sürdügü yeni bir yasama baslayan bir halkin mutlulugunu bozan bireyler vardir.2.Gazetecinin verdigi bilgilere göre,isyan,hükümeti polis karakollari kurmaktan,silahlari toplamaktan vazgeçmeye çagiran bir asiret ültimatomuyla basladi.Ültimatomdan sonra da Türk kuvvetlerinin üzerine saldirildi ve köprüler yikildi.Böylece acil ve basarili baski tedbirleri gerekli oldu.Asiler su anda kusatma altina alinmistir.5000 ölü ve yarali vermislerdir ve nihai mücadele,görünüse göre Sultanbaba Dagi`nda olacaktir.Gazetecinin ileri sürdügü iddialardan biri de,"daha önce hiçbir zaman teslim olmamis Dersimlilerin,bölgeye ne asker ne de silahla gelen yeni Genel Müfettise neden teslim olduklarini arastiran"ve Türk makamlarina aitmis süsü verilen sahte bir mektup araciligiyla isyan liderlerinin-ki gazeteciye göre bunlarin adlari Hasan Mekki ve Seyit Riza`dir -halki kandirdiklari iddiasidir. <br />
<br />
Saygilarimla<br />
James Morgan <br />
<br />
Disisleri Bakanligi 424/281 Bölüm XXXIII Sayfa.147 No.103<br />
ingliz yetkili bazi asiretlerin devletin Dersim`de yapmak istediklerine karsi çikan bir nota yazdiklarini ve daha sonrada karsi saldiriya geçdiklerini bildirmektedir.<br />
<br />
Sir P.loraine`den Bay Eden`e (23 Temmuzda alindi)No.432 <br />
<br />
Istanbul-16 Temmuz 1937 <br />
<br />
Efendim,<br />
3.Temmuz tarihli 40 No.lu raporuma referans olarak,yanimda görevli bir personelimin,Dersim bölgesinden yeni dönen ve Bayindirilik Bakanligi`nda çalisan bir müfettisle-kendisinin eski bir dostu oluyor-yaptigi ilginç bir konusmaya size iletmekten seref duyarim.2.Müfettis çarpismalarin hala sürdügünü,General Alpdogan`a ayaklanmayi bastirmasi ve Kizilbaslari pasifize etmeye yönelik idari önlemleri almasi için tam serbestlik tanindigini söyledi.General`in idari önlemleri almasi için tam serbestlik tanindigini söyledi.General`in idari kapasitesini ve basibos,ele avuca sigmaz unsurlari çekip çevirmedeki yetenegi sicak bir sekilde övdü.Müfettisin söyledigine göre;General,geçmiste Kizilbaslara karsi asiri ölçüde siddet gösterildigi,bunun sonucunda da ayaklanmalarin sürüp gittigi kanisindadir ve bu müzmin huzursuzlukta kabahat,büyük ölçüde jandarmanindir.Isyan bölgesini tümüyle isgal etmek için bu yil her hangi bir girisimde bulunulmayacaktir.Birlikler bir hatta kadar-bilirlenmemis-ilerleyecekler ve orada duracaklardir.Bu esnada Kizilbaslari kazanmak ve pasifize etmek için önlemler uygulamaya konacaktir.Gelecek yil isgal tamamlanacak ve ilerde bölgede daha az jandarma,daha fazla düzenli birlik bulundurulacaktir.Birkaç kaçinilmaz istisna disinda,su anda bile daha yumusak yöntemlere duyarlik gösteren Kizilbaslara karsi büyük birmerhametle davranilacaktir.3.Müfettis konusmasina devamla,General`in yol göstericiligi altinda,Milli Egitim ve Bayindirlik Bakanligi yetkililerince Dersim bölgesinin kalkinma ve yeniden insaasina baslandigini söyledi.Kendisi de Kizilbas isçi kullanarak köprüler insa etmekteydi.Mümkün oldugu ölçüde Kizilbas isçi kullaniliyordu,böylece Kizilbaslarin fesatlik yapma firsati kalmiyordu ve Anadolu Türkünden daha zeki,iyi ve istekli isçiler olduklarini kanitliyorlardi.Bu yöntemlerin,gelecek yil,daha fazla kan dökülmeden,bölgenin geri kalan kisminin da pasiflestirilmesini mümkün kilacagi umulmaktadir.4.çarpismalara gelince Müfettisin söyledigine göre,Türk tarafinin kayiplari Kizilbaslarin`dakinden daha agir olmustu.Kizilbaslarin pusu kurup ates açmalari sonucu Türkler büyük kayiplar vermisti. <br />
<br />
Saygilarimla<br />
Percy Loraine <br />
<br />
(Disisler Bakanligi 424/281 Bölüm XXXIII Sayfa.6 No.7) <br />
<br />
Yukaridaki belge bize çok çarpici olarak askeri harekatin 1938`de devam ettirilecegini gösteriyor.Nitekim öylede oldu.Kemalistler Dersim`de çok yönlü bir plani uyguladilar.Türk Müfettisin açikladigi diger bir gerçeklikte Türk asker kayiplarinin çok fazla oldugudur.çünkü Genelkurmay yayinlarinda kendi kayiplari sürekli çok az gösterilmistir. <br />
<br />
 <br />
<br />
Sir P.Loraine`den Bay Eden`e (8 Temmuz`da alindi)No.40 <br />
<br />
Istanbul-Temmuz 1937 <br />
<br />
Efendim,<br />
Bay Morgan`in 17 Haziran tarihli 361 No.lu raporuna referans olarak,28 Haziran`da Majesteleri`nin Trabzon Konsoloslugu`ndan gelen bir telegrafa göre,Dersim bölgesindeki ayaklanmanin artik tamamiyle bastirilmis oldugunu size bildirmekten seref duyarim.2.Bay Matthews`in güvenilir bir kaynaktan ögrendigine göre,sayisi 500 ile 600 arasinda degisen son asi gurubu da 24 Haziran`da,ya da bu tarih civarinda,Türk yetkililerle teslim olmustur.Hükümet güçlerinin kayiplarinin agir olmadigina inanilmaktadir.Fakat jandarma arasinda ve ayaklanmanin bastirilmasinda önemli bir rol oynayan hava kuvvetlerinde bir hayli kayip oldugu söylenmektedir.Atatürk`ün evlatlik kizlarindan biri ve taninmis bir havaci olan Sabiha Gökçe`nin asilerin güçlü mevzilerinden birini basariyla bombalamis oldugu bildirilince,bu haber,Türk basininda büyük bir cosku yaratti.3.Bay Mathews`a,posta ve telegraf iletisimi aksaksiz devam etmekle birlikte,isyan bölgelerinde sikiyönetimin hüküm sürdügü bildirilmistir.Teslim olan asi liderlerinin çogunun asilacagi beyan edilmistir.4.Mersin`deki ingliz Konsolos Yardimcisi`da,ayaklanmanin bastirildigi ve isyan liderlerinden çogunun teslim oldugu yolunda yerel kamuoyunda bir görüs birligin varoldugunu bildirmektedir.Önde gelen liderlerden biri,Seyit Riza,halen kaçaktir.5.Istanbul basini,Dersim bölgesinde gerçeklestirilecek reform programinin ayrintilarini yayinlamistir.Bu program,jandarma karakollari kurulmasinin yanisira,yollarin,köprülerin,okullarin ve kislalarin da yapimini öngörmektedir.Görünüse göre bir banka sisteminin kurulmasi da önerilmektedir ve Bay Catton yakin bir gelecekte is Bankasinin Dersim bölgesinde bir dizi yeni subeler açacagini ögrenmistir.Basinda ayrica,feodal sistemin lagvedilecegi ve önde gelen Kizilbas liderlerinin Türkiye`nin diger bölgelerine,uzak kesimlerine gönderilecegi yazilmaktadir. <br />
<br />
Saygilarimla<br />
Percy Lorayine<br />
<br />
(Disisler Bakanligi 424/281,Bölüm XXXIII,Sayfa 132,No.90) <br />
<br />
Sir Percy Loranine`den Bay Eden`e (28 Mayis`ta alindi)No.311 <br />
<br />
Istanbul-23 Mayis 1937 <br />
<br />
Efendim<br />
Dersim bölgesindeki karisikliklara iliskin 17 Mayis tarihli 293 No.lu ve 22 Mayis tarihli 309 No.lu raporlarima referans olarak.elçiligimizde görevli askeri atesinin konuyla ilgili bir yazisini ilisikte size sunmaktan seref duyarim.2.Binbasi Ross,bana bu yaziyi verirken dayandigi bilgilerin az oldugunu,yazida çizilen genel tablonun dogru bir tablo oldugunu,ancak ayrintili enformasiyon eksikliginden dolayi,bu tablodan çikarilacak sonuçlarin her durumda dogru olamayabilecegini söyledi.3.karisikliklarla ilgili olarak,bir istisna disinda Türk basininin tamamen sessiz kaldigini da eklemeliyim.Tek istisna "Son Telegraf"gazetesiydi,14 Mayis`ta yayinladigi bir makalede,Dogu vilayetlerinde karisiklik oldugunu belirtti.Gazete derhal kapatildi ve ancak epey bir gün geçtikten sonra yayinina tekrar baslayabildi. <br />
<br />
Saygilarimla<br />
Percy Loraine<br />
(Disisleri Bakanligi 424/281,Bölüm XXXIII,Sayfa.132 No.89) <br />
<br />
"Sir Loraine`den Bay Eden`e (28 Mayis`ta alindi)No.309<br />
Ankara-22 Mayis 1937 <br />
<br />
Efendim<br />
Dersim bölgesindeki duruma iliskin 17 Mayis tarihli 293 No.lu raporumu gönderdikten sonra,Majesteleri`nin Trabzon`daki Konsoloslugu`nda görevli Konsolos Yardimcisi`ndan bir telegraf daha aldim.15 Mayis tarihli ve telegrafta,kendisine gelen bilgilere göre,sayilarinin 1.500`ün üstünde oldugu söylenen Kizilbas asilerinin Türk kuvvetlerine ciddi kayiplar verdirmeye devam ettigi ve ellerine düsen subaylarin vücutlarini vahsice parçaladiklari söylenmektedir.Bay Falanga`nin ekledigi bir bilgide de,3.000 kisilik bir Türk kuvvetinin Erzincan`da toplandigi ve Diyarbakir`dan uçaklarin getirildigi bildirilmektedir.2.Majestlerinin Mersin`deki Konsolosunun 19 Mayis tarihli raporunda,yerel haberlere göre,hükümet güçlerinin üç Kizilbas köyünü yaktigi ve bir uçak kaybettigi,ayrica Kizilbaslarin bir Türk subayini ve yöreden askere alinan on iki yedegi esir aldigi ve katlettigi bildirilmektedir. <br />
<br />
Saygilarimla<br />
Perci Loraine <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
"Sir P.Loraine`den bay Eden e (28Mayis`ta alindi)<br />
(No:293) <br />
<br />
Ankara-17Mayis 1937 <br />
<br />
Efendim<br />
11 Mayis`ta,majestelerinin Trabzon Konsoloslugu`nda görevli Konsolos Yardimcisindan bir telegraf aldim.Bu telegrafta,iyi haber alan bir kaynaga göre son siralarda Dersim bölgesinde çok ciddi karsikliklar oldugu,bir olayda 10 civarinda subayin ve 50 askerin Kizilbas asilerince öldürüldügü ve duruma hakim olmak üzere birliklerin Erzincan`da yogunlastirildigi bildirilmektedir.2.Dersim bölgesinde yasayan Kizilbas asiretler`iyle ilgili bir rapor,Bay Morgan`ìn 24 Ekim 1934 tarihli 503 No.lu raporuna eklenmisti.Bu bölgenin(simdiki adi Tunceli)yönetimi`yle ilgili alinan önlemler 3 Ocak 1936 tarihli 6 No.lu raporumda anlatilmisti.Bu önlemlerin uygulanmaya konulmasiyla ilgili bilgiler ise,3 Nissan 1936 tarihli 172 No.lu raporumda iletilmisti.Bugünkü duruma bakilirsa,hükümet güçleri en azindan belli bir direnisle karsi karsiyadir ve içisleri Bakaninin Büyük Millet Meclisi`nde sinir bölgelerindeki kosullarla ilgili yaptigi konusma(9 Nisan tarihli 204 No.lu raporumun ekinin 2.sayfasina bakiniz)ve Dr.Aras`in bana yaptigi açiklamalar (ki bunlari Bay Rendel`e 1 Mayis tarihli mektubumda ilettim)söz konusu bölgede her seyin iyi gitmedigini dogrulamaktadir.3.ilgili Genel Müfettisligin basinda bulunan General Abdullah Alpdogan`in eli altinda hazir olarak bulunan birlik,karargahi Erzincan`da bulunan 3.Piyade Tümeni`dir(Yaklasik 2.000 kisilik hazir güç).Genelde,9.Kolordu (Karargahlari Erzurum`dadir)askerlerinden de yararlanabilecegi varsayilmaktadir,ayrica,özel olarak dag savasçilarin için yeristirilmis jandarma birliklerinden de yardim alacaktir.On gün kadar önce,Majesteleri`nin Büyükelçiligi`nde görevli hava atasesi,Hava Kuvvetleri Komutani`nin,acilen Kizilbas bölgelerine gönderilecek uçaklarla ilgilendigi için,bir ingliz firmasinin temsilcisiyle yapacagi görüsmeyi iptal ettigini ögrendi.Majesteleri`nin Mersin`deki Konsolosu`ndan bana gelen telegrafta ise,dogruluk dereceleri bilinememekle birlikte,alinan haberlere göre,Elazig bölgesinde(Elazig,Dersim bölgesinin idari merkezidir)Kizilbaslara karsi halen yirmi bombardiman uçagi kullanilmaktadir.4.Hükümet elindeki güçlere bakilirsa,Türklerin hareketi bastirmada ciddi bir zorlukla karsilasmalari ihtimal disi gözükmektedir. <br />
<br />
Saygilarimla<br />
Percy Loraine<br />
<br />
 <br />
<br />
119 No`daki kapali Evrak-Yarbay Ross`tan Bay Morgan`a ve 70 yil evel baraj plani<br />
<br />
Istanbul-5 Eylül 1938 <br />
<br />
Efendim,<br />
Görevli ateselerin 31 Agustos`ta Elazig`a yaptiklari ziyaret sirasinda,General Abdullah Alpdogan`in Tunceli bölgesi hakkinda kisa bir konusma yaptigini size bildirmekten seref duyarim.Bildiginiz gibi bu deneyimli subay,iki yildir,elinde tuttugu islevler itibariyla bölgenin hem sivil hem de askeri valisidir ve bölgedeki pasiflestirme tedbirlerinden büyük ölçüde sorumludur,karargahi Elazig`dadir.Yaptigi konusmayi ve Tunceli bölgesiyle ilgili bazi baska bilgileri asagida özetliyorum.<br />
General Abdullah Alpdogan,hem Dicle`nin hem de Firat`in kaynaginin bölgede bulunduguna isaret ederek bu durumun belli bir önem arzettigini söyledi.Yapisi nedeniyle bölge,geçmiste,dogudan göçeden nüfus akimina sahne olmustu.Türklerin kendileri de Asya`dan gelmislerdi ve Türklerle Tunceli`de yasayanlarin kökeni ayniydi.Bu yüzeysel teori sühpesiz,Türklerin ulusal asimilasiyon politikasi için uygun bir kiliftir.<br />
5 Eylül 1938 tarihli raporumda da yazdigim gibi,bu yil yürütülen askeri operasiyonlarin ikinci safhasi,geçen sene yarim kalan bir göreve,Tunceli Kizilbaslar arasinda hala görülebilen isyankar davranislari sindirme görevine ayrilmisti.Bu is için üç kolordu,bazi takviye birlikleri ve yaklasik kirk kadar uçak kullanildi.Ateslere sunulan harita ve fotograflar bölgenin ne denli daglik bir bölge oldugunu ve pasiflestirme görevinin güçlügünü göstermektedir.<br />
Ele geçmis bazi asi liderleri direnis gösterdi,muhtemelen her iki tarafta da kan döküldü ve Agustos ayinda Elazig`da Türk yaralilarinin görüldügü rapor edildi.<br />
Türklerin eylemlerinin oldukça basarili bir sekilde sonuçlandigina inaniyorum.Bir miktar ölü verilmis olabilir.Bazi Kizilbas liderlerin ve muhtemelen Kizilbas sakinlerin küçük bir bölümü Türkiye`nin baska yerlerine gönderildiler ve epey bir miktar silahla da elkondu.(basina göre 12.000 adet)Nüfusun geri kalan kismi yerel garnizonlarin denetimine birakildi ve bu garnizonlar için kritik noktalarda kisla insaasina baslandi.ayrica,iki dag piyade alayindan ve bazi topçu ünitelerinden olusan yeni bir dag tugayi kuruldu ve Mansur (veya Murat)nehrinin kaynaginda konumlandirildi.<br />
Ancak,Tunceli bölgesinin tamamen pasiflestirilmesi,Türk makamlarinin almakta oldugu önlemlerin gelismine baglidir,bölgede küçük çapta yeni karisikliklarin çikmasi ihtimalini tümüyle bir kenara atmiyorum.Türkler su anda 3 miliyon TL`lik bir yapim programina giristiler.Halen iki anayol,ki ikisi de Erzincan`i Elazig`a bagliyor,insaat halindedir.Birisi Tunceli vilayetinin Bati bölümünden,digeri de Dogu bölümünden geçmektedir.çesitli noktalarda bu iki yol yatay olarak birbirine baglanacaktir.Böylece bölgede bir ulasim agi ortaya çikacaktir.Bu ulasim aginin iki ya da üç senede tamamlanmasi beklenmektedir.Su ana kadar,toplam uzunluklari 684 metre olan dokuz adet köprüyle birlikte,420 km.lik yol yapilmistir.basina göre bölgede halen,dokuz kisla,sekiz askeri karakol,bes hükümet binasi ve doksan iki memur lojmani insa edilmistir.Ayrica telefon sistemine de 5.000 km.eklenmistir.Maresal Fevzi çakmak,bana,Mansur(veya Murat)nehrinin kaynaginda bir barajdan muhtemelen hidroelektrik enerjisi de elde edilecegini söyledi.Genel Kurmay Baskan Yardimcisina ve diger Türk subaylarina göre,son derece güzel bir yer olan Tunceli bölgesinin ilerde "ikinci bir isviçre"haline getirilmesi umulmaktadir.Ama bana kalirsa bölgenin erisilmez yapisi ve Türkiye`de seyahat eden yabancilarin karsilastiklari güçlükler,bu rüyanin gerçeklesmesini ciddi bir biçimde engelliyecektir. <br />
<br />
Saygilarimla<br />
A.Ross-Askeri Atase]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kronoloji]]></title>
			<link>http://www.dersimforum.com/showthread.php?tid=1011</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 02:47:54 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Munzurcan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.dersimforum.com/showthread.php?tid=1011</guid>
			<description><![CDATA[1878 <br />
<br />
Rus-Türk Savaşı, San Stefano Anlaşması (Ayastefanos), Berlin konferansı<br />
1877-1878 Rus-Türk Savaşında Türkler yenildiler. Rus Ordusu Balkan ve Kafkas cephelerinde başarı elde etti. Rus Ordusu Balkanlar’da Bulgaristan’ı ele geçirerek İstanbul’a yaklaştı. Kafkas cephesinde ise Ardahan’ı, Toprakkale’i Beyazıt’ı, Kars’ı ve Erzurum’u yani Batı Ermenistan’ın büyük bölümünü ve Batum’u ele geçirdi. Türkler savaşı bitirmek istediler ve barış çağrısında bulundular. Barış antlaşması Rusya ve Osmanlı İmparatorluğu arasında Mart 1878‘de İstanbul yakınındaki Ayestafanos’da(Yeşilköy) imzalandı. <br />
Ayestefanos antlaşmasının 16. maddesiyle Batı Ermenistan’da Tanzimatlar yapılacağı karar verildi. Antlaşmada şöyle deniyordu “ Rus ordusu tarafından ele geçirilmiş olan Ermenistan’ın Ruslar tarafından Türklere geri verilmesi halinde bu bölgede olaylar çıkabileceği ve bu olaylar gerçekleşeceği takdirde iki ülke arasında sorunlar oluşabileceği düşünülmektedir. Bu sebeple Babıâli Ermeni nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde Ermenilerin ihtiyaçlarını karşılamalı, reformlar yapmalı ve Ermenileri Çerkezlerden ve Kürtlerden korumalıdır”. <br />
Ayestefanos antlaşması Rus Diplomasisinin zaferiydi. Bu durum tüm batılı devletleri Osmanlı’nın artık tamamen Rusya’ya bağımlı olacağını düşündürerek çok rahatsız etti. Bu durumda Rusya, Avrupa ile olan askeri dengeleri bozacak ve bu Avrupa’nın hiç de hoşuna gitmeyecekti. Bismark’ın desteğini alan İngiltere ve Avusturya-Macaristan böyle bir şeyin olmasına izin vermeyeceklerdi. Bu devletler Ayestefanos antlaşmasının tekrar gözden geçirilmesi için bir komisyonun oluşturulmasını sağlayabildiler. <br />
Berlin’de 1878 senesinde yapılan ve Bismark tarafından yönetilen konferans 13 Haziranda başlayıp 13 Temmuza kadar sürdü. Konferansta İngiltere, Avusturya-Macaristan, Almanya, Fransa ve İtalya’nın yardımlarıyla Osmanlı Ayestefanos antlaşmasının tekrar gözden geçirilmesini ve değişikliklere gidilmesini sağlayabildi. Böylece Osmanlı üzerindeki Rusya etkisi yerini Avrupa’ya bırakmış oldu. <br />
Konferans sonucunda Rusya Osmanlı’ya Erzurum’u ve Beyazıt’ı geri verdi. Rusya’ya sadece Ardahan, Kars ve Batum bırakıldı. Berlin konferansında Ermeni sorunu 61. maddeyle değişikliklere uğradı. Ayestefanos antlaşmasının 16. maddesiyle arasında Ermeniler aleyhine birçok değişiklik vardı. <br />
Eğer Ayestefanos antlaşması uygulansaydı Batı Ermenistan’da Rus askerleri gözetiminde reformlar yapılacaktı ama bu durumda Rus Askerleri bölgeden çıkartılıyorlardı ve dolayısıyla reform konusu Türkiye’nin inisiyatifine kalıyordu. Bu durumda batı Ermenistan’da bazı değişiklikler yapılacak ve Osmanlı belirli sürelerde bu değişikliklerden Avrupa’yı haberdar edecekti. Değişikliklerden kasıt, bu durumda sadece can güvenliğinin ve kontrolün sağlanmasıydı. Kabaca Berlin Konferansı sonucunda Ayestefanos antlaşmasıyla Ermeniler tarafından ele geçirilen avantajlı durum ortadan kalkmış oldu. Berlin Konferansından sonra Osmanlı Sultanı ve önde gelenleri Ermeni sorunun halledilmesi için en iyi yolun Ermenileri ortadan kaldırmak olduğu konusunda hemfikirdiler. Osmanlı’yı Batının kendi içişlerine karışmasını engelleyecek yol bu olacaktı çünkü batı Ermeni sorunun kullanarak Osmanlının iç işlerine karışmayı alışkanlık haline getirmişti. Bu alışkanlığı bir an önce ortadan kaldırmak gerekiyordu. <br />
<br />
1891 <br />
<br />
Abdülhamit “Hamidiye Alaylarını” kuruyor <br />
Berlin Konferansında Batı devletleri Abdülhamit’e Ermenileri Çerkezlerden ve Kürtlerden koruması ve can ve mal güvenliğinin sağlanmasını öğütlemişlerdi. Fakat Abdülhamit Çerkezler Kürtler tarafından gerçekleştirilen tüm Ermeni Karşıtı hareketleri desteklemekteydi. Bunun en iyi örneği Berlin Konferansından hemen sonra, 1891 yılında Sultanın adıyla kurulan “Hamidiye Alaylarını” kurulmasıydı. Bu alaylar 30 kişilik Kürtlerden oluşuyor ve Osmanlı ordusundan bağımız olarak Ermeni şehri olan Erzincan ve çevresinde hareket ediyordu. Hamidiye Alaylarının esas amacı tüm imparatorluktaki Ermeni katliamlarını gerçekleştirmekti. <br />
<br />
1894-1896 <br />
<br />
Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki toplu katliamları- Sasunundaki Müdafaa Hareketi <br />
<br />
19. yüzyılda Ermenilere yapılan katliamların en önemlileri kuşkusuz 1894-1896 yıllarında gerçekleştirildi. Bu yıllarda ilk darbeyi Bitlis vilayetin bağlı Sasun aldı. Sasun her zaman Türk saldırılarına müdahale etmesiyle dikkatleri üzerine çekiyordu. 1894 yılının Ağustos ayında Osmanlı 4.Ordusu Sasun üzerine saldırıya geçti. Güçler orantısız olduğundan Sasun kısa bir süre sonra direnişini kaybetti. Sasun yerle bir edildi. Başkentte başlayan katliamlar Trabzon, Erzincan, Maraş, Kayseri, Erzurum, Diyarbakır, Beyazıt, Harput ve daha birçok şehirde devam ettiler. Osmanlı güçleri katliamları Zeytun’da da yapmayı kalkıştılar halk daha önceden güvenlik önlemleri almayı başarabildiğinden amaçlarına ulaşamadılar. Katliamlar 1896 yılında tekrar başladılar. Toplu katliamlar Konstantinopolis, Urfa, Şebinkarahisar, Amasya, Muş, Merzifon ve İmparatorluğun farklı yerlerinde devam ettiler. 1894-1896 yılları arasında 300 bin Ermeni katledildi. Ermenilerin kayıpları hayatlarını kaybedenlerle sınırlı değillerdi, 100 bin Ermeni zorla İslamiyet’i kabul etti ve yaklaşık bir bu kadar insan da vatanlarını terk etmek zorunda kaldılar. <br />
<br />
10 Haziran 1908 <br />
<br />
Jön Türklerin Devrimi <br />
İmparatorlukta padişahtan kurtulma arzusu gün geçtikçe daha da artıyordu. Sultanı devirmek için gruplar kuruluyordu. Bu gruplar daha sonra büyüyerek ve güçlenerek adına “Jön Türkler” denilen harekete dönüştüler. Jön Türkler çok kısa zaman içerisinde kendi partilerini “İttihat ve Terakkiyi kurdular”. 1908 yılının Haziranında Jön Türkler Sultan İkinci Abdülhamit hükümetini yıktılar, 1909 yılında tahtan indirdiler. <br />
Jön Türkler 18 yüzyılda gerçekleşen Fransız Devriminden alıntılarla “Özgürlük, eşitlik, kardeşlik” sloganlarıyla kendilerini gösterdiler. İmparatorluğun tüm halkları Müslümanlar ve Hıristiyanlar “ kırmızı sultanın” düşüşünü büyük bir coşkuyla seyrettiler. İnsanlar İmparatorlukta yeni bir çağ açılacağını zannettiler. Musa Prensin sözlerine göre o günlerde “Ermeniler, Türkler, Rumlar, sokaklarda mutluluktan kucaklaşıyorlardı”. Ama daha sonra Jön Türklerin aslında maskeler takmış milliyetçiler oldukları ve kendilerinden önceki sultanları gibi kıyım ve katliamları kabul eden bir siyaset izleyecekleri belli oldu. Onların hedefi tüm etnik halkları karıştırarak “temiz” Türk ırkını yaratacaklardı ve bu hedeflerine ulaşırken yollarına çıkacak her engeli bazen toplu katliamlarda yaparak aşacaklardı. <br />
<br />
1909 Nisan <br />
<br />
Ermenilerin Adana’daki Toplu Katliamları <br />
Jön Türklerin devriminden bir sene sonra 1909 yılında Türk milliyetçiler Kilika bölgesindeki Adana şehrindeki Türkleri Ermenilere karşı kışkırttılar. Bir kaç gün sonra bölgedeki olaylara Türk ordusu müdahale etmeye başladı. Katliamlar Adana dışında diğer Ermeni şehirleri olan Maraş ve Kesapa da sıçradı. Bazı bölgelerde Ermeniler kendilerini müdafaa ettiler ve hayatlarını kurtarmayı başardılar. Katliam bir ay sonra son bulda, bir ay içinde 30000 Ermeni şehit oldu. Jön Türklerin yönetime gelmesine çok sevinen Ermeniler ilk kez şüphe duymaya başlamışlardı. <br />
<br />
1910 <br />
<br />
19. yüzyıl sonunda ve 20. yüzyıl başında Osmanlı İmparatorluğundan geçen demiryolunun inşasına eline alan Almanya Osmanlı üzerinde siyasi egemenlik kurmayı, Hindistan’daki ve Mısır’daki İngiliz, Kafkaslarda ise Rus etkisini hafifletmeyi planlıyordu. Almanya aynı zamanda Batı Ermenistan’ın ekonomik ve jeopolitik gelişmesini bu demiryolunun yapımına bağlıyordu. Almanya’daki siyasi çevreler kuzeydoğuda Türk egemenliğinin güçlenmesi için bölgenin Ermenilerden arındırılması gerektiğini düşünüyorlardı. Bunun için Bağdat Demiryolunun yapımı çok iyi bir hamle olacaktı, demiryolu yapımında Ermenileri çalışırsa, kaliteli iş gücü sağlanmış olacak, bölge Ermenilerden temizlenecek ve Rusya’nın batı Ermenistan üzerindeki etkisi azalacaktı. Ünlü Alman siyasetçi Paolo Rorbach şöyle diyordu “ Batı Ermenistan’dan tüm Ermeniler çıkartılmalı ve yerlerine Trakya’dan ve Rusya’dan gelen Müslümanların yerleştirilmeli, bölge ancak bu adımla Rusya’dan kopartılabilinir” . Rorbach Ermenileri mezopotamyaya gönderilmesini ve bu adımla demiryolunun ekonomik açıdan kalkınacağına idaa ediyordu. Jön Türklerin Ermenileri yok etme planı için Almanların bu fikri çok uygundu. <br />
<br />
1911 <br />
<br />
Jön Türklerin `Selanik` toplantısı <br />
Ermeni sorununun soykırımla çözme fikrine kesin olarak en son 1910 yılının başlarında İttihat ve Terakki Partisini merkez komitesi tarafından yapılan gizli toplantılarında kara verildi. Özellikle 1911 senesinde Selanik’te yapılan toplantılarda esas olarak imparatorlukta yaşayan Türk olmayanların özellikle Ermenilerin Türkleştirme politikalarından bahsediliyordu. Bu toplantıda Jön Türklerin düşünceleri ilk kez yazılı hale dönüşmüş oldu. Bundan sonra da İçişleri bakanı Talat’ın imzasıyla, yerel yönetim makamlarına Ermenilerin yok edilmesini hakkında bilgi veren, gizli telgraflar gönderildi. <br />
<br />
1912-1913 <br />
<br />
Balkan Savaşları <br />
Balkan Savaşları (birincisi 1912 Ekimden 1913 Mayısına kadar, ikincisi ise 1913 Hazirandan-Ağustosuna kadar sürdü) Türkiye ve Balkan ülkeleri arasında cereyan ederken bir taraftan da tüm Avrupa’da birinci dünya savaşı için zemin hazırladı. Birinci Balkan savaşında Türklerin balkanlarda yaşadıkları toprak kayıpları kuşkusuz Ermeni sorunun hatırlanmasına ve bu sorunun Rusya sayesinde uluslararası platformda tartışılmasına meydan vermiş oldu. <br />
<br />
1914 Haziran <br />
<br />
Ermeni Devrimci Daşnaktsutyun Partisinin Erzurum Toplantısı <br />
1914 Haziranında Erzurum’da Ermeni Devrimci Daşnak Partisinin toplantısı yapıldı. O dönemde zaten yakında savaşın patlak vereceği biliniyordu ve bu toplantının da amacı Ermenilerin olası savaş çıktığında takınacakları tavrın kararlaştırılmasıydı. Jön Türkler bu toplantıdan haberdar olarak toplantıya partinin önemli isimlerinden Naci Beyi ve Şakir Bahattin’i gönderdiler. Naci Beyi ve Bahattin’i Şakir İttihat ve Terakkinin adına Ermenilerden bazı taleplerde bulundular. Birincisi komisyonun Türkiye’deki ve Rusya’daki Ermenilerin savaş çıkması durumunda Türkiye sadık kalacağına dair söz vermesini, ikincisi Ruslara karşı savaşacak Ermeni birliklerinin kurulması, balkanlarda ve Ruslara karşı tavır almaları. Bu sözler yerine getirildiği takdirde savaştan sonra Türkiye’de ve Rusya’da yaşadığı bölgelerde bağımsız ülkelerinin kurulacağıydı. Toplantının sonunda Ermeniler Jön Türk hükümetine savaş durumunda bölgedeki Ermenilerin birbirinden bağımsız hareket edeceğini Türkiye’deki Ermenilerin Türkiye’ye, Rusya’dakiler Rusya’ya sadık kalacaklarını belirttiler. Kafkaslardaki ayaklanma teklifine ise `Konsey başka bir ülkenin vatandaşı olan Rusya Ermeniler adına karar alamaz” maddesini gösterdiler. Bunun dışında konsey kesin bir şekilde “ ...Eğer Türk hükümeti savaşa girerse, ülkenin vatandaşı olan Ermeniler olarak kendilerine verilen her türlü vazifeyi, orduda görev almayı, vatanı korumayı, diğer tüm tebaalar gibi yerine getirecekleridir” maddesini kabul etti. Bu Ermeniler için çok zor bir karardı çünkü bu takdirde Rusya Ermenileri ve Osmanlı Ermenileri birbirleriyle savaşacaklardı. Jön Türkler kararlardan memnun kalmadılar çünkü Rus Ermenilerini Kafkaslarda Ruslara karşı çıkmasını sağlayamadılar. İşte bu yüzden Ermeni soykırımının en önemli aktörlerinden olan Bahattin’i Şakir Rusya’daki Ermeniler adına karar alamayan Daşnaktsuyun Parti Toplantısında “ ama bu ihanettir” diye bağırdı. <br />
<br />
1914 Ağustos-Ekim <br />
<br />
Birinci Dünya Savaşının Başlaması ve Osmanlı İmparatorluğunun Savaşa Girişi <br />
1 Ağustos 1914 tarihide Birinci Dünya Savaşı başladı ve 4 yıl sürdü. Savaşın iki tarafı İtilaf (İngiltere, Fransa ve Rusya) ve İttifak ( Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya ve daha sonra Osmanlı onlara katıldı) güçleriydi. Savaştan dünya nüfusunun % 75-i yani yaklaşık 1.5 milyar insan savaştan etkilendi. 74 milyon kişi ise savaşa bizzat katıldı. Farklı cephelerde 10 milyon insan şehit, 20 milyon ise gazi oldu. 29 Ekim 1914 Osmanlı hükümeti (İçişleri Bakanı Talat Paşa, Savunma Bakanı Enver Paşa, Donanma Komutanı Cemal Paşa) resmi olarak savaşa girdi. Aylar sonra Enver Paşa bir Amerikan gazetesine savaşa girme sebeplerini şu şekilde açıkladı. “ Kuşkusuz, şu anda dünya Türkiye’nin daha önceki ülke olmadığını anlamakta zorluk çekiyor. Bugün savaşa giren Türk hükümeti değil, Türk halkıdır. İngiliz, Fransız ve Rus gazeteleri Türkiye’nin savaşa Almanlara yardım için girdiğini söylüyorlar. Evet, o an için doğruydu, bugün Avusturya-Macaristan ve Almanya bize yardım ediyorlar biz de onlara, biz savaşa dahil olduk, başka yol yoktu... Rusya, bizim topraklarımızı işgal ederek Karadeniz’de ve Kafkaslarda bizim için tehdit oluşturuyordu. İngiltere Mezopotamya’da faaliyetler içerisindeydi ve Çanakkale’ye donanma göndermişti. Biz bir hafta bekledikten sonra savaşa girdiğimizi ilan ettik. Türkiye bugün 2 milyonluk ordusuyla savaşa hazır. Biz artık dünyaya bazılarının dedikleri gibi ölmediğimizi sağ olduğumuzu silahla anlatmak zorundayız” (Associated press/ 20 Nisan 1915) <br />
<br />
Kasım 1914 <br />
<br />
Ermenilerin Askere Alınması <br />
Türkiye savaşa girdi ve seferberlik başladı. Batı Ermenileri de diğer vatandaşlar gibi askere alındılar. <br />
<br />
2 Ocak 1915 <br />
<br />
Rus ordusu bölgeden ayrıldıktan sonra Urumiye, Salmast’dan Yeni Çulfa’ya doğru yola çıkan Ermeni ve Süryanilerin büyük bir kısmı Türk ve Kürt saldırıları sonucunda öldürüldüler. 12 Ocak’ta Ağvari köyünde 107 Ermeni katledildi. <br />
<br />
Şubat <br />
<br />
“Üç Komitesinin” kurulması <br />
Ermeni Soykırımının gerçekleştirilmesi için İttihat ve Terakki partisi merkez komitesi 1914 Şubatında Doktor Nazım, Şakir Bahattin ve Mithat Şükrü’nün başkanlığını yapacağı bir komite kurdu. Bu komite Ermenilerin tehciri ve katliamı ile ilgili tüm sorumluluğu üzerine alacaktı. İttihat ve Terakki partisi önde gelen isimlerinden ve Ermeni katliamının mimarlarında olan Doktor Nazımı parti toplantılarının birinde şöyle konuşmuştu. “ Ermeni halkını tam olarak yok etmek gerekmektedir, Ermeni ismi ortadan kaldırılmalı ve bir tek Ermeni bile bırakılmamalıdır. Şu anda savaş durumdayız, bundan daha uygun bir vakit olmayacaktır. Büyük ülkelerin ve basının gürültülü çıkışları bir işe yaramaz, daha sonra da çok geç olur, konu da böylece kapanır. Bu sefer tüm Ermenileri ortadan kaldırmalıyız, en son Ermeni’ye kadar... Ben bu topraklarda yalnızca Türkler yaşasın ve bu topraklara Türkler hakim olsun istiyorum. Türk olamayan tüm unsurlar dinleri milletleri ne olursa olsun kaybolsunlar...” Böylece “üç komitesi”nin kurulmasına kara verildi. Bu komiteye “özel ekip” denen bir ekip de bu Ermeni sorununda komite yardım edilmesi için parti tarafından kuruldu. Bu Özel ekibin yönetimi Şakir Bahattindi. Özel Ekip hapishaneden çıkarılan suçlular ve eski çete üyelerinden oluşuyordu, öyle ki bu insanlara her türlü vahşeti yaptırmak mümkündü. <br />
<br />
<br />
12 Şubat <br />
<br />
Ermeni devlet görevlileri işlerinden çıkarılmaya, Ermeni askerler ordudan lağv edilmeye ve bu askerlerden işçi grupları oluşturulmaya başlandı. <br />
<br />
18 Şubat <br />
<br />
Jön Türklerin merkez organı yöneticisi Bahattin Şakir parti kollarına özel mektuplarla Ermenilerin katliamı hakkındaki programın oluşturulduğunu haber verdi. <br />
<br />
For implementing the Armenian Genocide in an organized and merciless manner, the Union and Progress Party’s Central Committee formed the “Executive Committee of Three” in February 1914, comprised of Doctor Nazim, Shakir Behaeddin and Midhat Shyukri. The Young Turk Triumvirate – Talaat, Enver and Jemal - operated through this committee, which was responsible for the implementation of the deportation and massacre of all the Armenians of the Ottoman Empire. The committee, which had top-level authorization, had resolved all the technical problems connected with deporting and exterminating Armenians – the deportation dates according to regions, the deportation routes and places, the concentration camps for their ultimate annihilation, etc. Doctor Nazim, one of the most important Young Turk leaders and one of the organizers of the Armenian Genocide, made a speech at a secret session of the party, when the final decision to exterminate Armenians was made, stating, “The Armenian nation should be entirely exterminated, so that no Armenian is left in our country and that their name be completely forgotten. Now we are at war and no other such occasion will ever occur. The intervention of the European Powers and the loud protests of the World Press will remain unnoticed, and if they learn about it, they will face a fait accompli and the question will disappear. This time our operations should be directed at total extermination of the Armenians. It is necessary to annihilate them all, till the very last man...I want the Turk and the Turk only to live and impartially rule over this country. Let all the non-Turkish elements go to hell, no matter what nationality or religion they may belong to”. The so-called “Teshkilat mahsuse”, or “Special Organization” that was established by the decision of the Young Turk party was put at the disposal of the “Committee of Three” and was resposible for implementing the Armenian Genocide. The leader of the organization was Shakir Behaeddin. “Teshkilat mahsuse” was formed from criminals freed from prisons for this very purpose, chetens – bands of robbers, bandits and other dregs of society that were capable of and called upon to commit the most hideous of crimes. <br />
<br />
19 Şubat <br />
<br />
Hapishanelerden katiller ve suçlular Mayıs’daki Erzurum katliamını yapmaları için çıkarıldılar. <br />
<br />
Şubat <br />
<br />
Ermeni Askerlerin ordudan çıkarılması ve katliamın başlangıcı <br />
Jön Türk hükümeti Ermenilerin katliamına ordudaki Ermeni askerlerden başladı. Böylece Ermenilerin askeri potansiyeli yok edilecekti. Şubat 1915de Savunma bakanı Enver’in verdiği karala tüm Ermeni askerler ordudan çıkarılıp, 50-100 kişilik gruplara ayrılarak öldürüldüler. Böylece Ermeniler katliamın ilk başından itibaren askeri gücü kaybetmiş oldular, böylece saldırılar sırasında evlerini mallarını ve canlarını koruyabilirlerdi. bu nedenle katliama başlandığında Ermeni köylerinde sadece yaşlılar, hastalar, kadınlar ve çocuklar kalmışlardı. <br />
<br />
8 Nisan <br />
<br />
Batı Ermenilerin tehciri ve katliamların başlaması <br />
<br />
Nisan-Haziran <br />
<br />
Batı Ermenistan’ın Katli <br />
Ermenilerin ordudan çıkartılıp öldürülmesinden sonraki en büyük darbe 24 Nisan 1915’de gerçekleştirildi. 24 Nisan’da Konstantinopolis Ermenilerinin en önemli kesimi hiçbir resmi gerekçe gösterilmeden tutuklandı ve sürüldü. Bu insanlar arsında Osmanlı Meclisinin Ermeni mebusları, önde gelen yazarlar, avukatlar, gazeteciler, öğretmenler, doktorlar, sanatçılar, din adamları olmak üzere yaklaşık 800 kişi vardı. Bu insanlar ya tehcir yolunda ya da vardıkları şehirde hemen öldürüldüler. Ermeni parti üyeleri de programa uygun olarak toplatılıyor ve öldürülüyordular. Zeytun’un önemli isimlerinden Nazareth çavuş, Van’ın önemli devlet adamı İşkhan, Urfa’nın tüm yerel Ermeni yönetimi yaklaşık 100 kişi de bu kaderden kaçamadılar. Haziranın 15’inde Konstantınpolis’in Sultan Beyazıt meydanında Ermeni Hnchak Partisinin 20 yöneticisi siyasi lider Paramaz da dahil olmak üzere asıldılar. Osmanlı hükümetinin amacı tüm batı Ermenilerinin öncelikle siyasi, askeri ve entelektüellerini öldürmek, böylece onları her anlamda savunmasız ve başkaldırmalarını önleyecek bir ortam yaratmak daha sonra da hepsinin yok edilmesiydi. Yaklaşık 60000 askerin ve entelektüellerin öldürülmesi Ermeniler için çok çaresiz bir durum yarattı. Ermeniler karşı koyma ve direnme güçlerini tamamen kaybettiler böylece soykırımın gerçekleştirilmesi çok daha basit bir hal aldı. Bundan sonra Ermenilerin ana yurdu olan Batı Ermenistan’da, Kilikya’da ve Batı Anadolu’nun bir çok şehrinde Ermeni halkı katledilmeye başlandı. Kırımlar tüm Osmanlıyı sardı. <br />
<br />
April 8 <br />
<br />
First mass deportations and massacres of the population of Western Armenia, in Zeitun <br />
<br />
15 Nisan-16 Mayıs <br />
<br />
On this day in Constantinople, with no official charge leveled, the selected elite of the Western Armenians were arrested and deported – members of the Turkish Parliament (Mejlis), writers, lawyers, teachers, journalists, physicians, public figures, clergymen, men of art – approximately 800 people. They all were killed on the road to exile, or upon reaching the destination. Armenian party and political figures were arrested and killed as pre-designed. Such was the fate of Nazareth Chaush, the well known leader of Zeytun; Ishkhan, the prominent public figure of Van; the entire leadership of the Armenians of Urfa – close to one hundred people. In June, 1915, in one of the central squares of the capital of the Empire, twenty members of the Henchak Party, led by the prominent party leader Paramaz, were hanged. The orientation, as well as the importance given to this quick strike, were carefully chosen by the Ottoman government. The intention was to behead the Western Armenians, to leave them without military support and political and intellectual leadership, to disorganize and demoralize the general Armenian population, and to preclude every possibility for them to prepare or muster resistance. The slaughter of Armenian soldiers and the decapitation of the intelligentsia proved fatal for Western Armenians, who in fact lost their capacity to organize and resist. This accounts for the relative ease and the devastating scale of the perpetration of the Genocide. Having successfully carried out this first phase, the executioners embarked on a path to arrest, evict and slay Armenians in their ancestral homeland of Western Armenia, Cilicia, and throughout the regions and towns of Western Anatolia. The Armenian massacres and deportations were pervasive across the entire Ottoman Empire from east to west, and north to south. <br />
<br />
April 15 – May 16 <br />
<br />
Van Katliamları ve Van’ın Direnişi <br />
15 Nisanda Van’ın Akants köyünde 500 Ermeni Osmanlı hükümeti tarafından kurşuna dizildi. Katliamlar Van’a yakın 80 köyde sürdü. 3 gün içinde 24000 Ermeni katledildi. 20 Nisan’da tüm köylüleri öldürdükten sonra Türkler Van’a vardılar. Böylece Van direnişi başladı ve 16 Mayıs 1915’e kadar sürdü. <br />
<br />
Mayıs-Haziran <br />
<br />
Tüm Osmanlıdan kitlesel tehcirler yapıldı. <br />
<br />
9 Mayıs <br />
<br />
Tokat Tehciri <br />
<br />
14 Mayıs <br />
<br />
Bayburt Tehciri <br />
14 Mayıs Sultan kararıyla resmi tehcir hareketi başladı. Bu hareketi Savunma Bakanı Enver yönetti. Kanun köylere ve kasabalara iletildi, Ermeniler toplu olarak tehcir ettirileceklerdi. Böylelikle Ermeniler resmi olarak vatanlarından koparılıp Arap çöllerine sürülmüş oldular. <br />
<br />
15-18 Mayıs <br />
<br />
Erzurum’dan tüm Ermeniler çıkartıldılar ve 25000 Ermeni öldürüldü <br />
<br />
19 Mayıs <br />
<br />
Khnusdaki Ermeniler öldürüldüler. <br />
<br />
22-25 Mayıs <br />
<br />
Konstantinopolis’teki Nuri Osmaniye’de Jön Türklerin “Özel Tim” toplantısı yapıldı. Talat başkanlığındaki toplantıda Ermeni tehciri, tehcirden sonra Ermeni mallarının nasıl paylaşılacağı, boşalan köylere ve evlere kimlerin yerleştirileceği planları yapıldı. Toplantı sonunda plan oluşturulmuştu be böylece planlı bir şekilde katliamlar başlatıldı. <br />
Yabancı devletlerin protesto notası <br />
Yabancı ülkeler Osmanlı da olan bitene kayıtsız kalamazlardı. Bu yüzden birleşerek Türkleri Ermeni kıyımlarıyla suçlayan bir nota gönderdiler. 24 mayıs 1915 yılında aynı anda Londra’da, Paris’te ve Petrograt’ta İngiltere, Fransa ve Rusya’nın Osmanlı temsilcilerini Ermeni Katliamlarından dolayı sorumlu tutan resmi ilan yayınlandı. İlanda şöyle deniyordu “ bu ay boyunca Osmanlı hükümeti Ermenistan’da yapılan Kürt ve Türk zulümlerine göz yummuş hatta onları desteklemiştir. Nisan ortalarında Erzurum’da, Muş’ta, Sason’da, Zeytun’da, ve tüm Kilikia’da Ermeni katliamları yapılmıştır. Van ve çevresinde yüzlerce köyde katliamlar yapılmıştır. Van şehri Kürtlerin eline geçmiştir. Bu arada Konstantionopolis’deki masum Ermeni halkı Türk polisi tarafından tutuklanıp olmadık işkencelere maruz kalmaktadır.” Bu resmi ilan 20 yüzyılda bu konuyla ilgili olarak kabul edilmiş ilk resmi belge olması açısından gerçekte de çok önemliydi. <br />
<br />
27 Mayıs <br />
<br />
Jön Türk hükümeti Talat’ın 22 Mayıs’taki telgrafını onaylayarak içişleri ve dış işlerine bu belgenin yürürlükte olduğunu bildirdi. Aynı gün Talat Ermeni tehcir ve soykırımını içeren telgrafı gönderdi. <br />
<br />
1 Haziran <br />
<br />
1914 Kasım’dan bu yana Diyarbakır-Harput yol yapımında çalışan 12000 Ermeni asker öldürüldü. <br />
<br />
6 Haziran-Temmuz sonları <br />
<br />
Arapkir Ermenileri tehcir edildiler ve katliamlar oldu. Fırat kıyısında Arapkir’den çıkan kervanlar kurşunlandılar ve böylece temmuz sonuna kadar Arapkir’deki tüm Ermeniler öldürüldüler. <br />
<br />
7 Haziran <br />
<br />
Erzincan ve Akn şehirlerinde tehcir başladı. <br />
<br />
10 Haziran <br />
<br />
Mardin şehrinde tehcir başladı. <br />
<br />
11 Haziran <br />
<br />
Khotochur şehrinde tehcir başladı. <br />
<br />
11 Haziran <br />
<br />
Khunusdaki 1700 aile tehcir sırasında katledildi. <br />
<br />
14 Haziran-26 Haziran <br />
<br />
Erzurum tehciri başladı. <br />
<br />
22 Haziran-5 Temmuz <br />
<br />
Kayseri tehciri başladı. <br />
<br />
24 Haziran <br />
<br />
Şebinkarahisar tehciri başladı. <br />
<br />
25 Haziran <br />
<br />
Bağeşte katliamlar oldu. <br />
<br />
26-27 haziran <br />
<br />
Harput, Trabzon, Merzifon ve Samsun tehcirleri başladı. <br />
<br />
Haziran-Eylül <br />
<br />
Ermeni tehcirleri ve müdafaa hareketleri <br />
<br />
1 Temmuz <br />
<br />
Harput, Mezre, Trabzon ve Beyazıt katliamları. <br />
<br />
2 Temmuz <br />
<br />
Yozgat ve çevre köylerde katliamlar <br />
<br />
10 Temmuz <br />
<br />
Muş katliamları başladı. Şehirdeki 15000 Ermeni’den sadece 500 kişi kurtulabildi, köylerdeki 59000’den ise sadece 9000. <br />
<br />
15 Temmuz <br />
<br />
Erzurum valisi Tahsin merkeze yazdığı mektubunda şöyle diyordu “ Erzurum bölgesinde Ermenilere yapılan zulümler sınırı aştı, kadınlar ve para için yapılanlar çok zalimce ve insanlık dışı şeyler. Bu olayların önü alınmalı ve “teşkilatı mahsusa” adı altında çalışan çetelerde kontrol altına alınmalılar. harput valisinin mektubu ise şöyleydi “ tüm sokaklar kadın ve çocuk cesetleriyle dolu, onları gömmeyi yetiştiremiyoruz. Lütfen milletimizin onuruna korumaya çalışınız”. <br />
<br />
Temmuz Ortaları <br />
<br />
Diyarbakır’da tehcir ve katliamlar başladı. <br />
<br />
18 Temmuz <br />
<br />
Sasunu’daki müdafaa hareketi başladı. Türk güçleri şehre saldırıya geçtiler. Başlarına gelecekleri fark ederek Sasunlular direndiler. 3 gün sonra 21 temmuzda Antok dağına çıktılar. <br />
<br />
24-28 Temmuz <br />
<br />
Ankara ve Konstantinopolis şehirlerinde tehcir başladı. İzmit, Bahçeçik, Armaş, Kayseri, Ankara ve çevre köyle’de tehcir devam etti. Kilikya bölgesinde Antakya, Antep, Kilis, Adıyaman, Karaturan ve Kesap da tehcir devam etti. <br />
<br />
30-14 Eylül <br />
<br />
Suet(Maraş) bölgesindeki Ermenilerin tehcir kararı çıktığında, halk teslim olmayıp direndi. Müdafaa hareketi “ Musa dağında 40 gün” olarak tarihe geçti ve Eylül 14’e kadar devam etti. 40 gün mücadele ettikten sonra hayatta kalan 4000 Ermeni Türk güçlerinden kurtularak denize ulaşabildiler. burada onları İngiliz ve Fransız gemileri bekliyordu .Günler sonra Port-sait şehrine vardıklar. Yıllar sonra Avusturyalı Franz Verfell Ermeni halkının trajik öyküsünü “Musa dağında 40 gün” adlı kitabında anlattı. <br />
<br />
3-11 Ağustos <br />
<br />
Afyon-Karahisar, Kayseri,Sivrihisar,Mersin, Adapazarı, Maraş, Eskişehir ve yakınlarındaki köylerde tehcir başladı. <br />
<br />
13-21 Ağustos <br />
<br />
Ankara, Bursa, Everek, Adana ve yakınlarındaki köylerde tehcir başladı. <br />
<br />
Ağustos-Eylül <br />
<br />
Batı Ermenilerinin toplu tehciri ile ilgili ilk resmi tanıklıklar yapıldı. <br />
<br />
12 Ağustos <br />
<br />
Enver Paşa o gün itibarıyla 200.000 Ermeni’nin öldürüldüğünü açıkladı. <br />
<br />
19 Ağustos <br />
<br />
James Brayz 500.000 Ermeni’nin öldürüldüğünü açıkladı. <br />
<br />
31 Ağustos <br />
<br />
Talat Paşa Alman Prensi ve büyükelçisi Ernst Honlo-Langenburg’a artık Ermeni Sorununu ortadan kalktığını bildirdi. <br />
<br />
14 Eylül <br />
<br />
“Newyork Times” 350.000 Ermeni’nin öldürüldüğünü açıkladı. <br />
<br />
15 Eylül <br />
<br />
Osmanlı Mebussan Meclisi “terkedilmiş mülkler” kanununu onayladı. <br />
<br />
1916 <br />
<br />
7 Mart <br />
<br />
Abdullah Nuri İç işleri bakanının 3 martta göndermiş olduğu telgrafa cevap olarak şöyle dedi- 16 Mart 1916da Mesken’da 35.000, Halaba yakın Karıkta 10000, Yemende 20.000 Rasullada 35.000 olmak üzere 100000 Ermeni katledildi. <br />
<br />
17 Mart <br />
<br />
Rasuldakı 50000 Ermenin tehciri başladı. Tehcirlerin yerini daha sonra katliamlar aldılar ne hazirana kadar devam ettiler. Daha sonra Der-Zordaki 200000 Ermeni’nin katli gerçekleşti. <br />
<br />
22 Haziran-13 Temmuz <br />
<br />
Farklı yerlerde katliamlar yapıldı. Kayseri’de 10000 kişilik bir işçi kafilesi katledi. Erzurum’un batısında 9000, Zara’da 1000, tokadın ilçelerinden Reşadiyede 1000. Katliamlar ancak 13 Temmuz’da son buldular, toplam katledilen Ermeni sayısı 21000 çıkmıştı. <br />
<br />
10 Ağustos <br />
<br />
Jön Türkler Kudus ve Konstantinopolis Patrikanesinin işleyişini resmi şekilde durdurdular. Sadece merkezi Kudus olacak Kilikya Patrikanesine dokunulmadı. <br />
<br />
Ekim <br />
<br />
ABD başkanı Vudrov Wilson ABD Kongresinden destek alarak 8-9 ekimi” Ermenistan’a yardım günleri” ilan ettiler. <br />
<br />
26 Kasım <br />
<br />
Ermeni temsilciler heyeti başkanı Boğos Nubar Paşa, Mark Sacks(İngiltere), George picko(Fransa)da imzaladıkları anlaşmaya göre Fransız ordusunda bir doğu birliği kurulacak ve bu birlik Ermeni topraklarının kurtarılması için çalışacaktı. Aralık 1918de bu birlik “Ermeni lejyonu” adını aldı. <br />
<br />
1917 <br />
<br />
Ocak <br />
<br />
Alman Büyükelçiliğinden Geobert Enver, Talat ve Halil Paşalarla görüşüp Ermenileri din değiştirmeye zorlamalarının askeri hiçbir amacı olmadığını ve bunu bir an önce sona erdirmeleri hakkında konuştu. <br />
<br />
25 Ekim <br />
<br />
Bolşevikler Lenin önderliğinde Rusya’da devrim yaptılar. Bolşevikler yönetimi ele geçirdikten sonra savaşı bırakmaya ve Batı Ermenistan’dan askerleri çıkarmaya başladılar. Böylece Türk hükümeti kaybettiği toprakları almayı planlamanın yanı sıra batı Ermenistan’ı tamamen işgal etti. <br />
<br />
1918 <br />
<br />
Mart <br />
<br />
3 Marta yeni Bolşevik hükümeti Brest Litovsk antlaşması İtiffak devletleri olan Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ve Türkiye ile anlaşma imzalayarak İtilaf güçlerinden ayrılmış ve karşısında durduğu ülkelerle arasını düzeltmiş oldu. Bu antlaşmayla Rusya ve sözü geçen ülkeler arasında savaş bitmiş oldu. Rusya doğu Anadolu’dan özellikle Kars, Ardahan ve Batum bölgelerinden askerlerini çıkaracaktım. Bu antlaşma 8 kasım 1917de “ barış Antlaşmasının” mantıki devamıydı. Brest Litovsk antlaşması ile Ermenilerin Kafkaslardaki durumu oldukça kötüye gitmeye başladı. 29 Aralık 1917’de Bolşevikler tarafından kabul edilen “Batı Ermenistan’ın kendi kaderini tayin etme” kararı yerini bu toprakların Türklere verilmesi kararı aldı. Aylar sonra 20 Eylülde Rusya Dışişleri Bakanı Çiçerin imzaladığı Notayla Brest Litovsk antlaşmasıyla Türklere toprak bırakma kararını geçersizliğini ilan etti. Geçici bir antlaşma olan Brest Litovsk antlaşması ile bile olsa daha bir kaç ay önce Rus askerlerinin koruduğu Batı Ermenistan topraklarını artık Ermeniler geri verilmesi umudu kaybolmuştu. Brest Litovsk antlaşması genişlemek isteyen Türklere çok büyük şanslar veriyordu. var olan durumdan yararlanarak 5 aralık 1917 Erzincan ateşkesini ihlal eden Türk ordusu saldırıya geçip Erzincan, Erzurum, Sarıkamış, Karsı 15 Mayısta ise Alexantropol’u ele geçirdi. Batı Ermenistan yaşam savaşı vermekteydi. <br />
<br />
Mayıs <br />
<br />
Sardarapat mücadelesi ve Ermenistan Cumhuriyetinin İlanı <br />
Türk güçleri Sardarapatı işgal ettiler. Ermeni ordusu Türk ordusuna karşı ölüm kalım savaşı vermeye başladı. Sardarapat’ta Ermeni Ordusunu General Silikyan yönetiyordu.27 Mayısta Türk ordusu büyük kayıplara uğramış bir durumda Aleksandropola kaçtı. <br />
<br />
28 Mayıs <br />
<br />
Ermenistan Cumhuriyeti’nin İlanı. Yeni Ermeni cumhuriyeti varlığına 2 sene Ermenistan SSCB bünyesine girene kadar devam etti. <br />
<br />
Haziran-Eylül <br />
<br />
4 Haziran 1918 Batum antlaşmasını ihlal ederek Türk güçleri Aleksandropole saldırdılar. Ermenilerin 15 saat süren müdafaa hareketi dolayısıyla Erzurum, Kars, Ardahan ve Artvin’deki kaçaklar şehri terk edebildiler. Türkler kalanların hepsini kılıçtan geçirdiler. 15 Eylül’de Türk ordusuna bağlı olarak çalışan “vahşi ordu” Tatar güçleri Baku’deki Ermeni katliamını gerçekleştirdiler. Yaklaşık 30000 Ermeni katledildi. <br />
<br />
19 Eylül <br />
<br />
Ürdün’deki Arara tepesinde Fransız ordusundaki Ermeni kuvvetleri ve Türk ordusu arasında çatışma yaşandı. Bu cephede Ermeni kuvvetleri sayesinde Fransızlar büyük bir başarıya imza attılar. <br />
<br />
1918 <br />
<br />
30 Ekim <br />
<br />
Mondros Müzakeresi İtilaf ve İttifak güçleri arasında imzalandı. Böylece Türkiye Birinci Dünya savaşında kaybeden taraf olarak tanındı. Ankara’da kurulan hükümet Mondros ateşkesini kabul etmediklerini belirtiler. <br />
<br />
Kasım aralık <br />
<br />
28 Kasımda doğu (Ermeni) lejyonu Kilikya bölgesine girerek Aleksandret limanı aldı, daha sonra 17-19 aralıkta Kilikya’da birçok stratejik bölgeyi daha aldı. <br />
<br />
1919 <br />
<br />
28 Şubat <br />
<br />
Türkiye’deki milliyetçilik ve Kemalizm’in güçlenmesiyle Şubat 28’de Halep’teki Ermeni katliamı gerçekleştirildi. <br />
<br />
23 Haziran <br />
<br />
Kazım Karabekir ve Mustafa kemal başkanlığında Erzurum kongresi yapıldı. Katılımcılardan bazıları eski Jön Türklerdendiler. Ağustos 7de biten Toplantıda Türkiye’nin bölünmezliği ve dokunulmazlığı hakkında kararlar alındı. <br />
<br />
1920 <br />
<br />
21 Ocak-12 Şubat <br />
<br />
21 Ocakta Türk milliyetçilerine karşı şubat 12ye kadar süren Maraş mücadelesi yapıldı. 11 Şubat’ta Fransız güçleri Maraş’tan çıktılar, Fransızları Ermeniler takip etti ama yolda iki grup da Türkler tarafından saldırıya uğrayıp katledildiler. Ermeniler 3000-5000 kayıp verirken Fransızlar 800-1200 arasında kayıp verdiler. <br />
<br />
27 Ocak <br />
<br />
Konstantinepolis’deki Askeri şurada Mustafa Kemal şunları söyledi “ bu paşalar inanılmaz, akıllara sığmayan, anlatılmayacak suçlarda bulundular, kendi kişisel çıkarları için memleketi bugüne getirdiler. Bu insanlar her çeşit işkenceyi yaptılar, tehciri başlattılar, katliamlar yaptılar, benzin dökerek zavallı yaşlıları ateşe verdiler, kendi aileleri ve eşleri yanında genç kızlara ve kadınlara tecavüz ettiler, çocukları ailelerinden ayırdılar. Ermenilerin tüm mal varlığına el koydular. İnsanları anlatılmaz işkencelerle Musul’a kadar sürdüler. Binlercesini denize döktüler, binlercesini dinini değiştirmesi için zorladılar, yaşlı insanları acımasızca günlerce yürüttüler, çalıştırdılar, kadınları tarihte benzeri olmayan genelevlere attılar. <br />
<br />
23 Mart <br />
<br />
Khosorov Pek Sultanov başkanlığındaki Müsavat çeteleri Şuşi’ye saldırıp 30000 Ermeni’yi katlettiler, şehri talan ettiler ve Ermeni mahallelerini ateşe verdiler. <br />
<br />
23 Mart-15 Ekim <br />
<br />
Hacn Mücadelesi <br />
23 Martta Türk milliyetçilerine ve Jön Türklere gösterilen mücadele 15 ekim 1920de sona erdi. <br />
<br />
1 Nisan 1920- 8 Şubat 1921 <br />
<br />
1 Nisanda Antep’deki Ermenilerin direniş hareketi başladı 8 şubat 1921 de sonuna ulaştı. <br />
<br />
5 Haziran <br />
<br />
Şubat 1919’da jön Türkler savaş sırasında ülkeyi kötü yönetmek ve savaş suçlarından dolayı yargılanmaya başladılar. Bu suçlar içinde savaş sırasında Ermenilerin tehcirini planlama ve uygulama suçları da vardı. Jön Türkler savaş sonunda ülkeyi terk ettiklerinden dolayı, cezaları gelecek bir tarihe bırakıldı. <br />
5 Haziran”da jön Türklerin önde gelenlerinden savaş suçundan yargılanıp 31 Haziran’da suçlulardan dördü Talat, Cemal, Enver ve Nazım ölüm cezasına çarptırıldılar. Kalan 27 kişiyse farklı yıllar içeren cezalara çarptırıldılar. <br />
<br />
4 Ağustos <br />
<br />
4 Ağustosta Adana’da Mihran Damatyan başkanlığında Kilikia’da Ermeni Bağımsızlığı ilan edildi.( Fransız mandasında Ermeni yerel yönetimi). Ama bu bağımsızlık sadece bildirgede kaldı keskinleşen İngiliz-Fransız tartışmalarından dolayı Fransızlar Türk tarafına geçip Kilikia’da Ermeni Bağımsızlığını tanımadılar. <br />
<br />
10 Ağustos <br />
<br />
Paris’in Sevr banliyosunde kazanan ülkeler Türkiye ile 13 bölümden ve 433 maddeden oluşan bir antlaşma imzaladılar. Antlaşmanın 88. maddesiyle Türkiye Ermenistan’ı bağımsız ve özgür bir ülke olarak tanıyacaktı. 89. ve 90. maddelerle Türkiye ve Ermenistan arasındaki sınır Van, Erzurum, Bitlis vilayetlerinden geçeceğinin ve bölgenin Osmanlı askerlerinden temizlenmesi, Ermenilerin denize çıkmaları sorunlarının Amerika başkanının insiyatifine bırakılması Türkler tarafından kabul edildi. <br />
<br />
23 Eylül <br />
<br />
Savaş ilanında bulunmadan Türk güçleri Ermenistan’a saldırdılar. Türk-Ermeni savaşı başladı. Türkler Aleksandropol’u kuşattılar. Akhelkelek bölgesinde 30 köyde talan yapıldı ve insanlar kılıçtan geçirildi. <br />
<br />
Kasım-Aralık <br />
<br />
ABD Başkanı Wilson Ermenistan sınırı hakkında karar verirken Bolşevik kızıl ordusu tüm Kafkasya’yı ele geçirmeye başladılar. Kasım sonunda Kızıl ordu Ermenistan’a girdi, Daşnak hükümeti daha fazla kan dökülmemesi için hükümeti Bolşeviklere devretti. 23 Aralıkta Ermenistan SSCB’ye girmiş oldu. <br />
<br />
1921 <br />
<br />
15 Mart 1921-Haziran 1922 <br />
<br />
15 Martta Ermeni soykırımının mimarlarından biri olan Talat öldürüldü. Suikasti gerçekleştiren Soğomon Tehleryandı. Bu suikast ilk defa 1919 sonbaharında Daşnak Partisnin 9. konferansı sırasında “Nemesis”( yunan mitolojisinde intikam tanrısı) oluşması sırasında karar verilmişti. Nemesis Jön Türklerin Ermeni soykırımını planlayan kadrolarından intikam alacaktı. <br />
Nemesis kesin ve detaylı planı olan ve gelecekte intikam almak için birçok faaliyetlerde bulunacak bir gruptu. Haziranda Tehleryan’ın yargılanmasına başlandı. Avrupa kamuoyu sayesinde Tehleryan ceza almadı. 6 Aralık’ta Roma’da benzer bir cinayeti Arşavir Şirakyan gerçekleştirdi. Şirakyan Jön Türk hükümeti birinci sekreteri Sait Halimi vurdu.7 Nisan 1922de Berlin’de Arşavir Şirakyan ve Aram Erkanyan Trabzon eski valisi Cemal Azmi’yi ve teşkilatı Mahsusa kurucusu Behattin Şakiri öldürdüler. 25 Haziranda Stephan Dzaghikyan, Artaşes Gevorgyan, ve Petros Ter-Poghosyan tarafından Tifliste Ermeni soykırımının öncülerinden Cemal Paşa öldürüldü. <br />
<br />
16 Mart <br />
<br />
Moskova’da Sovyetler ve Türkiye barış ve dostluk antlaşması imzalandı. Antlaşmanın imzalandığı tarih Sovyetlerin Ermenistan’a doğru genişleme politikası olduğunu bildiği Türkiye’ye destek bir dönemdi. <br />
<br />
20 Mart<br />
<br />
Londra’da Türkiye-Fransa antlaşması imzalandı. <br />
<br />
13 Ekim <br />
<br />
Karsta Türkiye ve Sovyet bünyesine yeni girmiş Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan arasında anlaşma imzalandı bu anlaşma Sovyetler ve Türkiye arasındaki antlaşmadaki Ermenistan hakkındaki kararlar aynı şekilde kalmıştı. <br />
<br />
20 Ekim <br />
<br />
Ankara’da Türkiye-Fransa antlaşması imzalandı ve aralık 1921’den ve 4 Ocak 1922 tarihleri arasında Fransa Kilikya’daki tüm kuvvetlerini bölgeden çıkardı. <br />
Yeni katliamlardan korkan 160000 Kilikya Ermeni’si Yunanistan, Lübnan ve Suriye’ye göç etmek zorunda kaldılar. <br />
<br />
1922 <br />
<br />
4 Ağustos <br />
<br />
4 Ağustos’ta Orta Asya’da basmacılar ve Sovyet güçlerinin çarpışması sırasında Ermeni asker Hagop Melkumov Osmanlı Savunma bakanı Enver paşayı öldürdü. <br />
<br />
9 Eylül <br />
<br />
Türk Ordusu İzmir’e girdi. 10000 Ermeni ve 100000 Rum katledildi. 3 gün sonra şehir ateşe verildi. <br />
<br />
Kasım <br />
<br />
20 Kasım’da İsviçre’nin Lozan şehrinde Yakın Doğu sorunları ile ilgili bir uluslararası konferans başladı. Konferans 24 Haziran 1923e kadar sürdü. Katılımcılar İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Japonya, Romanya,Yugoslavya,Türkiye ve gözlemci olarak ABD idi. Ermenistan Sovyet bünyesinde olduğu için katılımına izin verilmedi. Lozan Konferansında Ermeni sorunu da tartışıldı. Türk tarafından İsmet Paşa ve Rıza Nur Bey Türkiye sınırları içinde herhangi bir şekilde Ermenistan kurulamayacağını dile getirdiler. Türk tarafı fikrini başarıyla diğer ülkelere kabul ettirdi. sonuç olarak Lozan Antlaşmasının son halinde Ermenistan ve Ermeniler hakkında herhangi bir karar yoktu. Sevr antlaşmasıyla Ermenilere verilmesi öngörülen topraklar Lozan antlaşmasında herhangi bir şekilde yer almadı. <br />
<br />
1923 <br />
<br />
31 Mart <br />
<br />
Ankara savaş suçlusu olan tüm Türkleri masum ilan etti. <br />
<br />
Eylül <br />
<br />
Yeni Türk kanuna göre Ermenilerin bundan sonra Türkiye’ye dönmesi yasaklandı <br />
<br />
30 Kasım <br />
<br />
Pontus’daki Ermeniler ve Rumlar Tehcir edildi. <br />
<br />
1939 Haziran <br />
<br />
Aleksandred sancağı kendi halkının isteği dışında zorla Türkiye sınırlarına dahil edildi. Bu nedenle 16-23 haziranda bölgedeki 40000 Ermeni yurtlarını terk edip Suriye ve Lübnan’a kaçtılar. <br />
<br />
Eylül <br />
<br />
İkinci dünya savaşı başlamadan bir hafta önce Adolf Hitler askerleriyle şöyle seslendi. “ Lehleri kadın, erkek çocuk demeden katledin..... bugün Ermeni soykırımını kim hatırlıyor ki?....” <br />
<br />
<br />
<br />
Kaynak: <font color="red">Sevgili Misafir . Siteden Yaralanabilmek İcin Burayi<a href="member.php?action=register"><strong>Tıkla</strong></a> Üye Ol .Forumdan Sınırsız Faydalan.</font>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1878 <br />
<br />
Rus-Türk Savaşı, San Stefano Anlaşması (Ayastefanos), Berlin konferansı<br />
1877-1878 Rus-Türk Savaşında Türkler yenildiler. Rus Ordusu Balkan ve Kafkas cephelerinde başarı elde etti. Rus Ordusu Balkanlar’da Bulgaristan’ı ele geçirerek İstanbul’a yaklaştı. Kafkas cephesinde ise Ardahan’ı, Toprakkale’i Beyazıt’ı, Kars’ı ve Erzurum’u yani Batı Ermenistan’ın büyük bölümünü ve Batum’u ele geçirdi. Türkler savaşı bitirmek istediler ve barış çağrısında bulundular. Barış antlaşması Rusya ve Osmanlı İmparatorluğu arasında Mart 1878‘de İstanbul yakınındaki Ayestafanos’da(Yeşilköy) imzalandı. <br />
Ayestefanos antlaşmasının 16. maddesiyle Batı Ermenistan’da Tanzimatlar yapılacağı karar verildi. Antlaşmada şöyle deniyordu “ Rus ordusu tarafından ele geçirilmiş olan Ermenistan’ın Ruslar tarafından Türklere geri verilmesi halinde bu bölgede olaylar çıkabileceği ve bu olaylar gerçekleşeceği takdirde iki ülke arasında sorunlar oluşabileceği düşünülmektedir. Bu sebeple Babıâli Ermeni nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde Ermenilerin ihtiyaçlarını karşılamalı, reformlar yapmalı ve Ermenileri Çerkezlerden ve Kürtlerden korumalıdır”. <br />
Ayestefanos antlaşması Rus Diplomasisinin zaferiydi. Bu durum tüm batılı devletleri Osmanlı’nın artık tamamen Rusya’ya bağımlı olacağını düşündürerek çok rahatsız etti. Bu durumda Rusya, Avrupa ile olan askeri dengeleri bozacak ve bu Avrupa’nın hiç de hoşuna gitmeyecekti. Bismark’ın desteğini alan İngiltere ve Avusturya-Macaristan böyle bir şeyin olmasına izin vermeyeceklerdi. Bu devletler Ayestefanos antlaşmasının tekrar gözden geçirilmesi için bir komisyonun oluşturulmasını sağlayabildiler. <br />
Berlin’de 1878 senesinde yapılan ve Bismark tarafından yönetilen konferans 13 Haziranda başlayıp 13 Temmuza kadar sürdü. Konferansta İngiltere, Avusturya-Macaristan, Almanya, Fransa ve İtalya’nın yardımlarıyla Osmanlı Ayestefanos antlaşmasının tekrar gözden geçirilmesini ve değişikliklere gidilmesini sağlayabildi. Böylece Osmanlı üzerindeki Rusya etkisi yerini Avrupa’ya bırakmış oldu. <br />
Konferans sonucunda Rusya Osmanlı’ya Erzurum’u ve Beyazıt’ı geri verdi. Rusya’ya sadece Ardahan, Kars ve Batum bırakıldı. Berlin konferansında Ermeni sorunu 61. maddeyle değişikliklere uğradı. Ayestefanos antlaşmasının 16. maddesiyle arasında Ermeniler aleyhine birçok değişiklik vardı. <br />
Eğer Ayestefanos antlaşması uygulansaydı Batı Ermenistan’da Rus askerleri gözetiminde reformlar yapılacaktı ama bu durumda Rus Askerleri bölgeden çıkartılıyorlardı ve dolayısıyla reform konusu Türkiye’nin inisiyatifine kalıyordu. Bu durumda batı Ermenistan’da bazı değişiklikler yapılacak ve Osmanlı belirli sürelerde bu değişikliklerden Avrupa’yı haberdar edecekti. Değişikliklerden kasıt, bu durumda sadece can güvenliğinin ve kontrolün sağlanmasıydı. Kabaca Berlin Konferansı sonucunda Ayestefanos antlaşmasıyla Ermeniler tarafından ele geçirilen avantajlı durum ortadan kalkmış oldu. Berlin Konferansından sonra Osmanlı Sultanı ve önde gelenleri Ermeni sorunun halledilmesi için en iyi yolun Ermenileri ortadan kaldırmak olduğu konusunda hemfikirdiler. Osmanlı’yı Batının kendi içişlerine karışmasını engelleyecek yol bu olacaktı çünkü batı Ermeni sorunun kullanarak Osmanlının iç işlerine karışmayı alışkanlık haline getirmişti. Bu alışkanlığı bir an önce ortadan kaldırmak gerekiyordu. <br />
<br />
1891 <br />
<br />
Abdülhamit “Hamidiye Alaylarını” kuruyor <br />
Berlin Konferansında Batı devletleri Abdülhamit’e Ermenileri Çerkezlerden ve Kürtlerden koruması ve can ve mal güvenliğinin sağlanmasını öğütlemişlerdi. Fakat Abdülhamit Çerkezler Kürtler tarafından gerçekleştirilen tüm Ermeni Karşıtı hareketleri desteklemekteydi. Bunun en iyi örneği Berlin Konferansından hemen sonra, 1891 yılında Sultanın adıyla kurulan “Hamidiye Alaylarını” kurulmasıydı. Bu alaylar 30 kişilik Kürtlerden oluşuyor ve Osmanlı ordusundan bağımız olarak Ermeni şehri olan Erzincan ve çevresinde hareket ediyordu. Hamidiye Alaylarının esas amacı tüm imparatorluktaki Ermeni katliamlarını gerçekleştirmekti. <br />
<br />
1894-1896 <br />
<br />
Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki toplu katliamları- Sasunundaki Müdafaa Hareketi <br />
<br />
19. yüzyılda Ermenilere yapılan katliamların en önemlileri kuşkusuz 1894-1896 yıllarında gerçekleştirildi. Bu yıllarda ilk darbeyi Bitlis vilayetin bağlı Sasun aldı. Sasun her zaman Türk saldırılarına müdahale etmesiyle dikkatleri üzerine çekiyordu. 1894 yılının Ağustos ayında Osmanlı 4.Ordusu Sasun üzerine saldırıya geçti. Güçler orantısız olduğundan Sasun kısa bir süre sonra direnişini kaybetti. Sasun yerle bir edildi. Başkentte başlayan katliamlar Trabzon, Erzincan, Maraş, Kayseri, Erzurum, Diyarbakır, Beyazıt, Harput ve daha birçok şehirde devam ettiler. Osmanlı güçleri katliamları Zeytun’da da yapmayı kalkıştılar halk daha önceden güvenlik önlemleri almayı başarabildiğinden amaçlarına ulaşamadılar. Katliamlar 1896 yılında tekrar başladılar. Toplu katliamlar Konstantinopolis, Urfa, Şebinkarahisar, Amasya, Muş, Merzifon ve İmparatorluğun farklı yerlerinde devam ettiler. 1894-1896 yılları arasında 300 bin Ermeni katledildi. Ermenilerin kayıpları hayatlarını kaybedenlerle sınırlı değillerdi, 100 bin Ermeni zorla İslamiyet’i kabul etti ve yaklaşık bir bu kadar insan da vatanlarını terk etmek zorunda kaldılar. <br />
<br />
10 Haziran 1908 <br />
<br />
Jön Türklerin Devrimi <br />
İmparatorlukta padişahtan kurtulma arzusu gün geçtikçe daha da artıyordu. Sultanı devirmek için gruplar kuruluyordu. Bu gruplar daha sonra büyüyerek ve güçlenerek adına “Jön Türkler” denilen harekete dönüştüler. Jön Türkler çok kısa zaman içerisinde kendi partilerini “İttihat ve Terakkiyi kurdular”. 1908 yılının Haziranında Jön Türkler Sultan İkinci Abdülhamit hükümetini yıktılar, 1909 yılında tahtan indirdiler. <br />
Jön Türkler 18 yüzyılda gerçekleşen Fransız Devriminden alıntılarla “Özgürlük, eşitlik, kardeşlik” sloganlarıyla kendilerini gösterdiler. İmparatorluğun tüm halkları Müslümanlar ve Hıristiyanlar “ kırmızı sultanın” düşüşünü büyük bir coşkuyla seyrettiler. İnsanlar İmparatorlukta yeni bir çağ açılacağını zannettiler. Musa Prensin sözlerine göre o günlerde “Ermeniler, Türkler, Rumlar, sokaklarda mutluluktan kucaklaşıyorlardı”. Ama daha sonra Jön Türklerin aslında maskeler takmış milliyetçiler oldukları ve kendilerinden önceki sultanları gibi kıyım ve katliamları kabul eden bir siyaset izleyecekleri belli oldu. Onların hedefi tüm etnik halkları karıştırarak “temiz” Türk ırkını yaratacaklardı ve bu hedeflerine ulaşırken yollarına çıkacak her engeli bazen toplu katliamlarda yaparak aşacaklardı. <br />
<br />
1909 Nisan <br />
<br />
Ermenilerin Adana’daki Toplu Katliamları <br />
Jön Türklerin devriminden bir sene sonra 1909 yılında Türk milliyetçiler Kilika bölgesindeki Adana şehrindeki Türkleri Ermenilere karşı kışkırttılar. Bir kaç gün sonra bölgedeki olaylara Türk ordusu müdahale etmeye başladı. Katliamlar Adana dışında diğer Ermeni şehirleri olan Maraş ve Kesapa da sıçradı. Bazı bölgelerde Ermeniler kendilerini müdafaa ettiler ve hayatlarını kurtarmayı başardılar. Katliam bir ay sonra son bulda, bir ay içinde 30000 Ermeni şehit oldu. Jön Türklerin yönetime gelmesine çok sevinen Ermeniler ilk kez şüphe duymaya başlamışlardı. <br />
<br />
1910 <br />
<br />
19. yüzyıl sonunda ve 20. yüzyıl başında Osmanlı İmparatorluğundan geçen demiryolunun inşasına eline alan Almanya Osmanlı üzerinde siyasi egemenlik kurmayı, Hindistan’daki ve Mısır’daki İngiliz, Kafkaslarda ise Rus etkisini hafifletmeyi planlıyordu. Almanya aynı zamanda Batı Ermenistan’ın ekonomik ve jeopolitik gelişmesini bu demiryolunun yapımına bağlıyordu. Almanya’daki siyasi çevreler kuzeydoğuda Türk egemenliğinin güçlenmesi için bölgenin Ermenilerden arındırılması gerektiğini düşünüyorlardı. Bunun için Bağdat Demiryolunun yapımı çok iyi bir hamle olacaktı, demiryolu yapımında Ermenileri çalışırsa, kaliteli iş gücü sağlanmış olacak, bölge Ermenilerden temizlenecek ve Rusya’nın batı Ermenistan üzerindeki etkisi azalacaktı. Ünlü Alman siyasetçi Paolo Rorbach şöyle diyordu “ Batı Ermenistan’dan tüm Ermeniler çıkartılmalı ve yerlerine Trakya’dan ve Rusya’dan gelen Müslümanların yerleştirilmeli, bölge ancak bu adımla Rusya’dan kopartılabilinir” . Rorbach Ermenileri mezopotamyaya gönderilmesini ve bu adımla demiryolunun ekonomik açıdan kalkınacağına idaa ediyordu. Jön Türklerin Ermenileri yok etme planı için Almanların bu fikri çok uygundu. <br />
<br />
1911 <br />
<br />
Jön Türklerin `Selanik` toplantısı <br />
Ermeni sorununun soykırımla çözme fikrine kesin olarak en son 1910 yılının başlarında İttihat ve Terakki Partisini merkez komitesi tarafından yapılan gizli toplantılarında kara verildi. Özellikle 1911 senesinde Selanik’te yapılan toplantılarda esas olarak imparatorlukta yaşayan Türk olmayanların özellikle Ermenilerin Türkleştirme politikalarından bahsediliyordu. Bu toplantıda Jön Türklerin düşünceleri ilk kez yazılı hale dönüşmüş oldu. Bundan sonra da İçişleri bakanı Talat’ın imzasıyla, yerel yönetim makamlarına Ermenilerin yok edilmesini hakkında bilgi veren, gizli telgraflar gönderildi. <br />
<br />
1912-1913 <br />
<br />
Balkan Savaşları <br />
Balkan Savaşları (birincisi 1912 Ekimden 1913 Mayısına kadar, ikincisi ise 1913 Hazirandan-Ağustosuna kadar sürdü) Türkiye ve Balkan ülkeleri arasında cereyan ederken bir taraftan da tüm Avrupa’da birinci dünya savaşı için zemin hazırladı. Birinci Balkan savaşında Türklerin balkanlarda yaşadıkları toprak kayıpları kuşkusuz Ermeni sorunun hatırlanmasına ve bu sorunun Rusya sayesinde uluslararası platformda tartışılmasına meydan vermiş oldu. <br />
<br />
1914 Haziran <br />
<br />
Ermeni Devrimci Daşnaktsutyun Partisinin Erzurum Toplantısı <br />
1914 Haziranında Erzurum’da Ermeni Devrimci Daşnak Partisinin toplantısı yapıldı. O dönemde zaten yakında savaşın patlak vereceği biliniyordu ve bu toplantının da amacı Ermenilerin olası savaş çıktığında takınacakları tavrın kararlaştırılmasıydı. Jön Türkler bu toplantıdan haberdar olarak toplantıya partinin önemli isimlerinden Naci Beyi ve Şakir Bahattin’i gönderdiler. Naci Beyi ve Bahattin’i Şakir İttihat ve Terakkinin adına Ermenilerden bazı taleplerde bulundular. Birincisi komisyonun Türkiye’deki ve Rusya’daki Ermenilerin savaş çıkması durumunda Türkiye sadık kalacağına dair söz vermesini, ikincisi Ruslara karşı savaşacak Ermeni birliklerinin kurulması, balkanlarda ve Ruslara karşı tavır almaları. Bu sözler yerine getirildiği takdirde savaştan sonra Türkiye’de ve Rusya’da yaşadığı bölgelerde bağımsız ülkelerinin kurulacağıydı. Toplantının sonunda Ermeniler Jön Türk hükümetine savaş durumunda bölgedeki Ermenilerin birbirinden bağımsız hareket edeceğini Türkiye’deki Ermenilerin Türkiye’ye, Rusya’dakiler Rusya’ya sadık kalacaklarını belirttiler. Kafkaslardaki ayaklanma teklifine ise `Konsey başka bir ülkenin vatandaşı olan Rusya Ermeniler adına karar alamaz” maddesini gösterdiler. Bunun dışında konsey kesin bir şekilde “ ...Eğer Türk hükümeti savaşa girerse, ülkenin vatandaşı olan Ermeniler olarak kendilerine verilen her türlü vazifeyi, orduda görev almayı, vatanı korumayı, diğer tüm tebaalar gibi yerine getirecekleridir” maddesini kabul etti. Bu Ermeniler için çok zor bir karardı çünkü bu takdirde Rusya Ermenileri ve Osmanlı Ermenileri birbirleriyle savaşacaklardı. Jön Türkler kararlardan memnun kalmadılar çünkü Rus Ermenilerini Kafkaslarda Ruslara karşı çıkmasını sağlayamadılar. İşte bu yüzden Ermeni soykırımının en önemli aktörlerinden olan Bahattin’i Şakir Rusya’daki Ermeniler adına karar alamayan Daşnaktsuyun Parti Toplantısında “ ama bu ihanettir” diye bağırdı. <br />
<br />
1914 Ağustos-Ekim <br />
<br />
Birinci Dünya Savaşının Başlaması ve Osmanlı İmparatorluğunun Savaşa Girişi <br />
1 Ağustos 1914 tarihide Birinci Dünya Savaşı başladı ve 4 yıl sürdü. Savaşın iki tarafı İtilaf (İngiltere, Fransa ve Rusya) ve İttifak ( Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya ve daha sonra Osmanlı onlara katıldı) güçleriydi. Savaştan dünya nüfusunun % 75-i yani yaklaşık 1.5 milyar insan savaştan etkilendi. 74 milyon kişi ise savaşa bizzat katıldı. Farklı cephelerde 10 milyon insan şehit, 20 milyon ise gazi oldu. 29 Ekim 1914 Osmanlı hükümeti (İçişleri Bakanı Talat Paşa, Savunma Bakanı Enver Paşa, Donanma Komutanı Cemal Paşa) resmi olarak savaşa girdi. Aylar sonra Enver Paşa bir Amerikan gazetesine savaşa girme sebeplerini şu şekilde açıkladı. “ Kuşkusuz, şu anda dünya Türkiye’nin daha önceki ülke olmadığını anlamakta zorluk çekiyor. Bugün savaşa giren Türk hükümeti değil, Türk halkıdır. İngiliz, Fransız ve Rus gazeteleri Türkiye’nin savaşa Almanlara yardım için girdiğini söylüyorlar. Evet, o an için doğruydu, bugün Avusturya-Macaristan ve Almanya bize yardım ediyorlar biz de onlara, biz savaşa dahil olduk, başka yol yoktu... Rusya, bizim topraklarımızı işgal ederek Karadeniz’de ve Kafkaslarda bizim için tehdit oluşturuyordu. İngiltere Mezopotamya’da faaliyetler içerisindeydi ve Çanakkale’ye donanma göndermişti. Biz bir hafta bekledikten sonra savaşa girdiğimizi ilan ettik. Türkiye bugün 2 milyonluk ordusuyla savaşa hazır. Biz artık dünyaya bazılarının dedikleri gibi ölmediğimizi sağ olduğumuzu silahla anlatmak zorundayız” (Associated press/ 20 Nisan 1915) <br />
<br />
Kasım 1914 <br />
<br />
Ermenilerin Askere Alınması <br />
Türkiye savaşa girdi ve seferberlik başladı. Batı Ermenileri de diğer vatandaşlar gibi askere alındılar. <br />
<br />
2 Ocak 1915 <br />
<br />
Rus ordusu bölgeden ayrıldıktan sonra Urumiye, Salmast’dan Yeni Çulfa’ya doğru yola çıkan Ermeni ve Süryanilerin büyük bir kısmı Türk ve Kürt saldırıları sonucunda öldürüldüler. 12 Ocak’ta Ağvari köyünde 107 Ermeni katledildi. <br />
<br />
Şubat <br />
<br />
“Üç Komitesinin” kurulması <br />
Ermeni Soykırımının gerçekleştirilmesi için İttihat ve Terakki partisi merkez komitesi 1914 Şubatında Doktor Nazım, Şakir Bahattin ve Mithat Şükrü’nün başkanlığını yapacağı bir komite kurdu. Bu komite Ermenilerin tehciri ve katliamı ile ilgili tüm sorumluluğu üzerine alacaktı. İttihat ve Terakki partisi önde gelen isimlerinden ve Ermeni katliamının mimarlarında olan Doktor Nazımı parti toplantılarının birinde şöyle konuşmuştu. “ Ermeni halkını tam olarak yok etmek gerekmektedir, Ermeni ismi ortadan kaldırılmalı ve bir tek Ermeni bile bırakılmamalıdır. Şu anda savaş durumdayız, bundan daha uygun bir vakit olmayacaktır. Büyük ülkelerin ve basının gürültülü çıkışları bir işe yaramaz, daha sonra da çok geç olur, konu da böylece kapanır. Bu sefer tüm Ermenileri ortadan kaldırmalıyız, en son Ermeni’ye kadar... Ben bu topraklarda yalnızca Türkler yaşasın ve bu topraklara Türkler hakim olsun istiyorum. Türk olamayan tüm unsurlar dinleri milletleri ne olursa olsun kaybolsunlar...” Böylece “üç komitesi”nin kurulmasına kara verildi. Bu komiteye “özel ekip” denen bir ekip de bu Ermeni sorununda komite yardım edilmesi için parti tarafından kuruldu. Bu Özel ekibin yönetimi Şakir Bahattindi. Özel Ekip hapishaneden çıkarılan suçlular ve eski çete üyelerinden oluşuyordu, öyle ki bu insanlara her türlü vahşeti yaptırmak mümkündü. <br />
<br />
<br />
12 Şubat <br />
<br />
Ermeni devlet görevlileri işlerinden çıkarılmaya, Ermeni askerler ordudan lağv edilmeye ve bu askerlerden işçi grupları oluşturulmaya başlandı. <br />
<br />
18 Şubat <br />
<br />
Jön Türklerin merkez organı yöneticisi Bahattin Şakir parti kollarına özel mektuplarla Ermenilerin katliamı hakkındaki programın oluşturulduğunu haber verdi. <br />
<br />
For implementing the Armenian Genocide in an organized and merciless manner, the Union and Progress Party’s Central Committee formed the “Executive Committee of Three” in February 1914, comprised of Doctor Nazim, Shakir Behaeddin and Midhat Shyukri. The Young Turk Triumvirate – Talaat, Enver and Jemal - operated through this committee, which was responsible for the implementation of the deportation and massacre of all the Armenians of the Ottoman Empire. The committee, which had top-level authorization, had resolved all the technical problems connected with deporting and exterminating Armenians – the deportation dates according to regions, the deportation routes and places, the concentration camps for their ultimate annihilation, etc. Doctor Nazim, one of the most important Young Turk leaders and one of the organizers of the Armenian Genocide, made a speech at a secret session of the party, when the final decision to exterminate Armenians was made, stating, “The Armenian nation should be entirely exterminated, so that no Armenian is left in our country and that their name be completely forgotten. Now we are at war and no other such occasion will ever occur. The intervention of the European Powers and the loud protests of the World Press will remain unnoticed, and if they learn about it, they will face a fait accompli and the question will disappear. This time our operations should be directed at total extermination of the Armenians. It is necessary to annihilate them all, till the very last man...I want the Turk and the Turk only to live and impartially rule over this country. Let all the non-Turkish elements go to hell, no matter what nationality or religion they may belong to”. The so-called “Teshkilat mahsuse”, or “Special Organization” that was established by the decision of the Young Turk party was put at the disposal of the “Committee of Three” and was resposible for implementing the Armenian Genocide. The leader of the organization was Shakir Behaeddin. “Teshkilat mahsuse” was formed from criminals freed from prisons for this very purpose, chetens – bands of robbers, bandits and other dregs of society that were capable of and called upon to commit the most hideous of crimes. <br />
<br />
19 Şubat <br />
<br />
Hapishanelerden katiller ve suçlular Mayıs’daki Erzurum katliamını yapmaları için çıkarıldılar. <br />
<br />
Şubat <br />
<br />
Ermeni Askerlerin ordudan çıkarılması ve katliamın başlangıcı <br />
Jön Türk hükümeti Ermenilerin katliamına ordudaki Ermeni askerlerden başladı. Böylece Ermenilerin askeri potansiyeli yok edilecekti. Şubat 1915de Savunma bakanı Enver’in verdiği karala tüm Ermeni askerler ordudan çıkarılıp, 50-100 kişilik gruplara ayrılarak öldürüldüler. Böylece Ermeniler katliamın ilk başından itibaren askeri gücü kaybetmiş oldular, böylece saldırılar sırasında evlerini mallarını ve canlarını koruyabilirlerdi. bu nedenle katliama başlandığında Ermeni köylerinde sadece yaşlılar, hastalar, kadınlar ve çocuklar kalmışlardı. <br />
<br />
8 Nisan <br />
<br />
Batı Ermenilerin tehciri ve katliamların başlaması <br />
<br />
Nisan-Haziran <br />
<br />
Batı Ermenistan’ın Katli <br />
Ermenilerin ordudan çıkartılıp öldürülmesinden sonraki en büyük darbe 24 Nisan 1915’de gerçekleştirildi. 24 Nisan’da Konstantinopolis Ermenilerinin en önemli kesimi hiçbir resmi gerekçe gösterilmeden tutuklandı ve sürüldü. Bu insanlar arsında Osmanlı Meclisinin Ermeni mebusları, önde gelen yazarlar, avukatlar, gazeteciler, öğretmenler, doktorlar, sanatçılar, din adamları olmak üzere yaklaşık 800 kişi vardı. Bu insanlar ya tehcir yolunda ya da vardıkları şehirde hemen öldürüldüler. Ermeni parti üyeleri de programa uygun olarak toplatılıyor ve öldürülüyordular. Zeytun’un önemli isimlerinden Nazareth çavuş, Van’ın önemli devlet adamı İşkhan, Urfa’nın tüm yerel Ermeni yönetimi yaklaşık 100 kişi de bu kaderden kaçamadılar. Haziranın 15’inde Konstantınpolis’in Sultan Beyazıt meydanında Ermeni Hnchak Partisinin 20 yöneticisi siyasi lider Paramaz da dahil olmak üzere asıldılar. Osmanlı hükümetinin amacı